Oyun-Forum.com - Full Rip oyun indir l Lost l GTA IV l Devil May Cry 4 l Fifa 09 l Pes 2009 l
  Ana Sayfa Forum Giriş Yap Kayıt  








  Konuları Göster
Sayfa: [1] 2 3 ... 12
1  FUTBOL DÜNYASI / GALATASARAYLILAR / Süper Kupa | Galatasaray 2 - Kayserispor 1 : Ağustos 17, 2008, 11:42:18 ÖS


Süper Kupa | Galatasaray 2 - Kayserispor 1

Turkcell Süper Lig Şampiyonu Galatasaray ile Fortis Türkiye Kupası Şampiyonu Kayserispor arasında,  Almanya’nın Dusiburg şehrindeki MSV-Arena'da oynanan Süper Kupa finalini Galatasaray, Nonda ve Kewell'ın golleriyle 2-1 kazandı.

Stat: MSV-Arena
Tarih: 17 Ağustos Pazar / Saat: 21:00 (TSİ)
Hakemler: Selçuk Dereli, Cem Satman, Erdinç Sezertam 4. hakem: Kamil Abitoğlu.

Canlı Yayın
TV: TRT 1
İnternet:galatasaray.org

Galatasaray:Aykut, Meira, Barış, Hasan Şaş, Mehmet Topal, Ayhan, Nonda, Sabri, Servet,  Lincoln, Hakan Balta

Yedekler: De Sanctis, Emre Aşık, Volkan Yaman, Alparslan Erdem, Erhan Şentürk,
Harry Kewell, Yaser

Kayserispor: Souleymanou, Koray, Ali, Toledo, Mehmet Eren, Mehmet Topuz, Aghahowa, Puroviç, Abdullah, Saidou, Eren

Yedekler: Ali Üçkulak, Durmuş, Escobar, Umut, Salamon Olembe, Orkun, Furkan

Dakika 1: Karşılaşmaya Kayserispor başladı. Koray'ın pasında Mehmet Topuz sağ kanattan ceza sahasına girdi ve şutunu çekti. Top yandan auta çıktı.

Dakika 2: Kayserispor, Mehmet Topuz'la sağ kanattan korner kullandı. Puroviç'in kafa vuruşunda top yandan auta çıktı.

Dakika 7: Hasan Şaş güzel hareketlerle Kayserispor ceza sahasına girdi. Pasını ceza yayı üzerindeki Ayhan'a çıkardı. Ayhan bekletmeden vurdu ancak top az farkla üstten auta çıktı.

Dakika 17: Hasan Şaş'ın sol kanattan attığı uzun pasa sağ köşede Barış yetişemeyince top auta çıktı.

Dakika 22: Ceza sahası sağ çaprazından Mehmet Topuz'un kullandığı sert vuruşu Aykut kornere çeldi.

Dakika 25: Lincoln'e yapılan faul sonrası serbest atışı Hasan kullandı. Topu Kayserispor oyuncuları uzaklaştırdı. Gelen topu Mehmet Topal bir kez daha içeri doldurdu ancak top kalecide kaldı.

Dakika 34: Mehmet Topuz'un sol kanattan kullandığı kornerde Durovic'in kafa vuruşu üst direkten döndü. Dönen topu Servet uzaklaştırdı.

Dakika 37: Abdullah orta sahadan aldığı topu seri hareketlerle ceza sahamıza getirdi. Pasında topla Mehmet Topuz buluştu. Bu oyuncunun vuruşunda top yandan auta çıktı.

Dakika 45: Lincoln'ün kullandığı serbest atışa ceza sahası içinde Barış vurdu kafayı. Ancak top kaleci Souleymanou'da kaldı. Karşılaşmada ilk yarı sona erdi.

Dakika 46: Karşılaşmada ikinci yarıya Galatasaray başladı.

Dakika 47: Lincoln'ün seri hareketlerle getirdiği topla ceza yayı üzerinde buluşan Nonda kaleyi yokladı. Ancak top az farkla üstten auta çıktı.

Dakika 51: Sabri sağ kanattan bindirdi ve ortasını yaptı. Nonda topu Ayhan'a indirdi, Ayhan voleyi vurdu... Top maalesef üstten auta çıktı. Karşılaşmada Galatasaray'ın yakaladığı en net pozisyondu.

Dakika 57: Hasan topu sağ kanattan getirdikten sonra ceza sahası önünde Nonda'ya aktardı. Nonda sağ çaprazdan girdiği ceza sahasından sert bir şut şıkardı. Top yan ağlarda... Galatasaray gol için bastırıyor.

Dakika 60: Hasan Şaş müthiş bir presle orta sahada topu kazandı ve ara pasını Lincoln'e oynadı. Ali araya girerek topu taca gönderdi.

Dakika 61: Lincoln hakem düdüğü öncesinde serbest vuruşu kullandığı için sarı kart gördü.
Lincoln serbest atışı ceza sahasına gönderdi. Meira yükseldi ve kafa vuruşunu yaptı ancak top kalecide kaldı.

Dakika 63: Aghahowa'nın ara pasında Mehmet Topuz topla buluşmak üzeriyken Servet araya girerek topu kornere gönderdi.

Dakika 65: Sabri sağ kanattan pasını ceza sahası içindeki Ayhan'a gönderdi. Kaleci çıktı topu önlemek için Ayhan yerde, ancak hakem devam dedi.

Dakika 66: Goooooollllllllll...gollllll... Kewell atttıııııı. Hasan Şaş sağ kanattan indi ve ortasını yaptı. Birkaç saniye önce oyuna giren Kewell kafayı vurdu ve golü attı.
Galatasaray 1 Kayserispor 0

Dakika 71: Sağ kanattan Hasan topu rakip ceza sahasına getirdi. Pasında Kayserispor kalesi önünde Lincoln topla buluştu ancak araya giren defans elemanları topu uzaklaştırdı.

Dakika 72: Hakan Balta çıktı, Volkan Yaman oyuna girdi.

Dakika 72: Goooollllll goooollll Nonda attıı. Kewell'ın pasında ceza sahası sol çaprazında topla buluşan Nonda düzgün bir vuruşla topu ağlara gönderdi.
Galatasaray 2 Kayserispor 0

Dakika 80: Sol kanattan gelişen Kayserispor atağında Aghahowa topu göğsüye Mehmet Eren'e indirdi. Bu oyuncunun vuruşunda top Aykut' kaldı.

Dakika 81: Kewell sol kanattan seri ve güzel çalımlarla çizgiye indi. Ortasını yaptı. Lincoln'ün kafa vuruşu kalecide kaldı.

Dakika 82: Hasan Şaş oyundan çıkarken yerine Alparslan girdi.

Dakika 87: Mehmet Topuz hızlı kullanılan serbest atış sonrası topla buluşarak topu ağlara gönderdi. Kayserispor golüyle maçta durum şimdi Galatasaray 2 Kayserispor 1 oldu.

Dakika 90: Umut'un sol kanattan ortasında Aghahowa'nın kafa vuruşu Aykut'ta kaldı.

Selçuk Dereli karşılaşmadaki son düdüğü çalıyor ve Galatasaray, Süper Kupa'nın sahibi oluyor. Galatasaray böylece 2008-2009 sezonuna Süper Kupa'yla merhaba diyor.

Karşılaşma sonrası saha içinde oluşturulan platformda her iki takımda madalyalarını alacaklar. Her iki takımında futbolcularına ve teknik kadrolarına madalyaları ve Galatasaray'a Süper Kupayı, Türkiye Futbol Federasyonu Başkan Vekili Mahmut Özgener verdi. Mahmut Özgener'in elinden alınan kupayı Hasan Şaş ve Ayhan Akman birlikte kaldırıyorlar. Evet, Süper Kupa 2008 Galalatasaray'ın ellerinde yükseliyor. Galatasaray yeni sezona Süper Kupa sahibi olarak başlıyor.
2  FUTBOL DÜNYASI / GALATASARAYLILAR / Futbol Takımımız : Ağustos 17, 2008, 06:56:23 ÖS
1.Aykut         2.Emre       3.Uğur       5.Fernando   6.Tobias        7.Aydın        8.Barış
ERÇETİN       Güngör        UÇAR          MEİRA        LİNDEROTH    YILMAZ         ÖZBEK


10.Cassio    11.Hasan    14.Mehmet   17.Yaser    18.Ayhan    19.Harry     20.Shabani
LİNCOLN          ŞAŞ           TOPAL         YILDIZ        AKMAN       KEWELL       NONDA


21.Emre       22.Hakan    26.Morgan    28.Semih    35.Ferdi     54.Orkun     55.Sabri
AŞIK             BALTA        DE SANCTİS     KAYA          ELMAS        UŞAK          Sarıoğlu

 
60.Alparslan  61.Serkan    66.Arda     74.Volkan   76.Servet   80.Murat   83.Erhan
   ERDEM         ÇALIK          TURAN       YAMAN         ÇETİN        AKÇA        ŞENTÜRK


87.Mehmet   88.Fırat       99.Ümit
GÜVEN      KOCAOĞLU     KARAN




3  FUTBOL DÜNYASI / GALATASARAYLILAR / GALATASARAY DERGİSİ : Ağustos 17, 2008, 06:07:24 ÖS


Galatasaray Dergisi Ağustos Sayısı Bayilerde

Galatasaray Spor Kulübü'nün aylık resmi yayın organı Galatasaray Dergisi bayilerde...
Derginin 70. sayısında Harry Kewell ve fotoğraflı ilk yarı fikstürü posterleri de veriliyor. Galatasaray Dergisi'nin Ağustos sayısında Teknik Direktörümüz Michael Skibbe ile yapılan geniş bir röportaj ve her yönüyle hazırlık kampı dosyası yer alıyor.


KAMP DOSYASI
Yeni bir sezon daha açıldı ve Almanya’daki bir sezon başı hazırlık kampı daha geride kaldı. A’dan Z’ye kamp dosyası dergimizin sayfalarında. Tüm yönleriyle...

MICHAEL SKIBBE
Galatasaray yeni sezona yeni bir teknik direktörle ve yeni bir heyecanla başlıyor. Skibbe’nin Galatasaray ile ilgili düşünceleri ve geleceğe yönelik planlarıyla, hedefleri bu dosyada.

ŞAMPİYONA YAKIŞIR BALO
Galatasaraylıların baloları farklıdır. Özgündür. En önemlisi de unutlmazdır. Tıpkı Topkapı Sarayı’nda kutlanan Şampiyonluk Balosu’nda olduğu gibi.

FUTBOLUN ŞÖVALYESİ
Futbolun çok zor koşullarda oynandığı zamanlarda sarı krımızı formayı giydi. Ve o formayla pek çok büyük başarıya imza attı. İşte huzurlarınızda Candemir Berkman..


VE DİĞERLERİ...

ASLANTEPE
Her geçen gün biraz daha ilerliyor. Her geçen hafta biraz daha fazla belirginleşiyor. Aslantepe’deki stadımız adım adım yapılıyor.

BAYRAKLAR FORA
Şampiyon olduk, bayraklarımızı astık. Şimdsi sırada dergimizin sayfalarında sergilemek var.

MÜZEMİZDEN
103 yılı geride bırakan kulübümüzün sahip olduğu yüzlerce kupa ve binlerce belge arasından küçük bir seçme.

TUĞBA PALAZOĞLU
Büyük hedefleri vardı. Şimdi onları hayata geçirmek için Galatasaray’a geldi.

KIZLAR ŞİMDİ DAHA GÜÇLÜ
Galatasaray bayan basketbolunda geçen yıl kılpayı kaçırdığı şampiyonluğu bu yıl yakalamayı amaçlıyor. Onun için de güçlü bir kadro kuruluyor.

YAZ OKULLARI
Bir Galatasaray klasiğidir yaz okulları. Yelken’den basketbola tüm branşlardaki okulların faaliyetleri bu sayfalarda.

BEYLERBEYİ
Kırmız yeşilli takımımız şimdi TFF. 2 Lig’de. Bundan sonraki hedefse Bank Asya 1 Lig.

ALMANYA’DAKİ ALTYAPIMIZ
Türkiye ile Almanya arasındaki ilişkilerin geçmişi çok eskiye dayanıyor. Son yıllarda buna futbolda eklendi. Biz de bu ilişkinin öyküsü ve işleyişi ele aldık.

KADIN GÖZÜYLE BAKINCA
Sayfalarımızda bundan sonra kimi konulara kadın yazarlarımız aracılığıyla kadınca bakacağız. Bu sayıda formalarla başlıyoruz.

KARŞI KARŞIYA
Bir yıldızımızı bir dünya yıldızıyla mukayese ediyoruz. Ve gördüklerimizi de sizinle paylaşıyoruz. Bu sayıda Mehmet Topal ve Vieira ile başladık.

TARİHTEN SAYFALAR
Geçmişi bugüne taşıyan sayfalarımızı bu ay kurucumuz Ali Sami Yen’e ayırdık.
4  FUTBOL DÜNYASI / GALATASARAYLILAR / RAKAMLARLA ASLANTEPE : Ağustos 17, 2008, 06:05:52 ÖS

Papazın Çayırı, Taksim Stadı, Dolmabahçe Stadı ve emektar Ali Sami Yen derken bu güne değin geride kalan 100 yılı aşkın süre boyunca pek çok farklı statta maçlar oynadık. Her biri anılarımızda iyi kötü bir yer edindiler.

Ancak şimdi geldiğimiz nokta, endüstriyel futbol gerçeği karşısında her alanda yeniden bir yapılanmayı gerektiriyor. Yüksek gelir sağlayacak prestijli bir stadyum da bu yapılanmanın olmazsa olmaz öğelerinden birini oluşturuyor. 21. yüzyılda büyük bir kulüp olarak var olacaksak, bunun yolu günün koşullarına göre inşa edilmiş modern bir stada sahip olmaktan ve tarih yazmaya oradan devam etmekten geçiyor. Uzun zamandır sürdürdüğümüz yeni bir stada sahip olabilme mücadelesi de, işte tam bu gerçeğe denk düşüyor.

İlk Projeden Günümüze
Hatırlanacağı üzere Faruk Süren ve Mehmet Cansun dönemlerinde Ali Sami Yen’i yeniden inşa etmeyi esas alan iki ayrı proje hazırlanmıştı. Ancak onlar çeşitli gerekçelere bağlı olarak hayata geçirilme şansını bulamadılar. Şu an itibarıyla Aslantepe Ali Sami Yen Spor Kompleksi yepyeni bir projeyle karşımıza çıkıyor. Statla ilgili eldeki projeler kesin avan proje aşamasına gelmiş ve temeli de atılmış durumda.

İnşaat normal koşullarda 2009-2010 sezonunda bitmiş olacak. 13 Aralık 2007'de temeli atılan Aslantepe Ali Sami Yen Spor Kompleksi'nin, Türkiye’de halihazırda Olimpiyat Stadı ile Şükrü Saracaoğlu Stadının mevcutlar içinde en iyi statlar olarak göründüğü bugünkü ortamda, Türkiye’deki en modern ve en görkemli stat olacağını da hemen belirtmek gerekiyor. Stat, sahip olduğu özellikleri itibarıyla Avrupa’nın en iyi beş stadında biri olacak. Allianze, Schalke Arena, Amsterdam Arena veya Toronto’daki Sky Dome ayarında bir stat ülkemize ve dolayısıyla da Galatasaray’a kazandırılmış olacak. Aslantepe Ali Sami Yen Spor Kompleksi görünümü ve planıyla da tek olacak. Örnek stat konumundaki Aslantepe, takriben 130 milyon euro’ya mal olacak ve bunun yaklaşık15 milyon euro’luk kısmı sadece çatı için harcanacak.

Stat Arazisi
Stat için ilk etapta 80 dönüm bir arazinin tahsisi uygun görülmüştü. Ancak kabul etmek gerekecek ki, 120 m2’lik bir arazi böylesi bir proje içindaha elverişli olacaktı. Stadın ilk olarak yapılması düşünülen arazi trafik vakfı kullanımında olup, bu bölüm bir noktadan sonra normal olmayan bir düşüşü içermekteydi. Doğal olarak stadın belirli bir kitlesini oraya sığdırmak mümkün olamayacaktı. Üçte biri hatta yarıya yakın bir kısmı deyim yerinde ise havada kalıyordu. Bu noktada 30 – 40 metrelik bir kot farkı oluşmaktaydı. Bunu yedirebilmek için zamanında buralara dökülmüş çöp dağlarının en azından 20 metre sıyrılması gerekecekti. Açıkçası stat inşası için belirlenen bu ilk nokta elverişli bir konuma sahip değildi. Bu durum maket yapıldıktan sonrada çok bariz bir şekilde ortaya çıkmıştı. Bunun üzerine stadın inşa edileceği arazinin değiştirilmesi için yoğun bir çaba sarfedildi. Sonunda hem proje mimarı Mete Arat’ın hem de TOKİ’nin önerileri üzerine stadın yeri değiştirilerek şimdi inşa edilmesi düşünülen noktaya alındı. Bu konuda da Sağlık Bakanlığının hastane yapmak için uygun yer kalmadığı yönünde bir takım itirazları olduysa da, Başbakanın maketi görmesi ve projenin hayat geçirilmesi için onay vermesiyle bu sorun da aşılacaktı.

Aslantepe Ali Sami Yen Spor Kompleksi projesi ASP firması tarafından hazırlandı. Bu tarz uluslararası projelerde daha önce çeşitli görevler üstlenmiş olan Mete Arat bu konularda son derece tecrübeli bir mimar olarak tanınıyor. Daha önce Stutgart’taki Stadın yenilenmesi çalışmalarında görev alan Arat, bunun yanısıra Milli Kütüphane, Arena Kapalı Spor Salonu ve Güney Afrika’da bir stad projelerine de imza atmış bir isim. Bu sebepledir ki, Aslantepe Ali Sami Yen Spor Kompleksi projesinin de işinin ehli bir profesyonelin elinde olduğu söylemek abartılı olmayacak.


Rakamlarla Aslantepe Ali Sami Yen Spor Kompleksi
Hiç şüphesiz ki, bir projenin somutlaşmış hali ve anlaşılabilirliği onun rakamlara dökülmüş dolayısıyla da uygulanabilir hale gelmiş durumuna bakmaktan geçer. İşte kesin avan proje aşamasına gelmiş olan Aslantepe Ali Sami Yen Spor Kompleksi'ni daha iyi tanımamızı ve bilgilenmemizi sağlayacak bazı veriler. Futbolseverlerin heyecanla maçları Stadın kapasitesi 52 bin kişilik. Stadın araziye konumlanmasıysa kuzey-güney oryantasyonuna yakın bir açıda olacak.

Toplam saha boşluğu kenar çekmeleri ile birlikte yaklaşık 10.000 m2 olacak stadın tribünleriyse iki kademeli olarak yapılacak. oturum alanı yaklaşık 43.000 m2 olacak. Yapının Türkiye’de benzer inşaatlarda olduğu gibi dökme beton olarak yapılması planlanıyor. Stadın oturma basamakları prefabrik beton olarak yapılacak. Çatı ise çelik olacak.

Saha ve Tribünler
İki kademe olarak yapılacak tribünlere gelindiğinde alt kademe tribünlerin yaklaşık 20 derece eğimli olması öngörülüyor. Bu sayede alt tribünlerin iyi bir seyir için sahayı tam olarak görebilmesi amaçlanıyor. Üst kademe tribünlerinse eğiminin yine yukarıdan tüm sahayı taç çizgisi de dahil görebilmesi için tercihen 34 derece olması gerekiyor. Basamakların kot yüksekliğinin alt kademede 25 cm olması uygun görülmüş durumda. Kot yüksekliği üst kademedeyse eğim 34 derece veya üatünde olduğundan dolayı otomatikman 45 cm. olacak.
Tribünlerin sahaya yakınlığı da UEFA kriterlerine uygun olacak. Seyrantepe Stadında bunun yaklaşık olarak 6 m. olması düşünülüyor. Bu sayede hem reklam panolarının rahatça saha içine konması hem de gerekli hallerde itfaiye veya ambulansın rahatlıkla saha içine girmesi amaçlanıyor. Seyrantepe Stadında tribünler ile saha arasındaki 6 metrelik boşlukla bu statta hem seyirciler Ali Sami Yen Stadına göre sahaya çok daha yakın bir konumda maç seyredecekler hem de UEFA kriterlerine uyulmuş olacak.

Stadın Üzeri Nasıl Örtülecek?
Stadın üzerini tamamen örtecek olan açılır kapanır çatı yapılacak. Yuvarlak bir görünüme sahip olacak. Stadın üstünün açılıp kapanırlığı elektrikli bir motor sistemi ile çalışan iki kapak sayesinde sağlanacak. Bu kapaklar makasların bir ray üzerinde kaymasıyla açılıp kapanacak. Stadın üstü kapaklar kapandığında tamamı itibarıyla örtülmüş ooacak. Stadın tavanına basketbol salonlarındaki gibi dört taraflı bir skorboard asılması da mümkün olabilecek.
Shanın yeteri kadar ışık alabilmesi çimlerin bakımı açısından da büyük önem arzediyor. Eğer çimler yeteri ölçüde güneş ışığı almazsa çimlerin bakımı açısından sorunlara yol açabilecek bir mesele. Çünkü böyle bir statta çim değiştirmenin maliyeti çok yüksek.

Stadın Diğer Boyutları
Dolaşım alanlarının stat duvarından itibaren 15-20 m. olması düşünülüyor. Stadın etrafındaki trafik alanı da göz önüne alındığında toplam inşaat alanı 70 bin metrekareye ulaşıyor. Çok amaçlı statlarda kalıplar ve standartlar bellidir. Bu statları birbirinden farklı kılan şeyler çatı, dış cephe ve bu cephenin mimari tercihe göre aldığı biçim olmaktadır. Açılır kapanır kapaklar dolayısıyla hareketli yükü taşıyabilmek için dör tadet masif taşıyıcının dış cepheye yerleştirilmesi gerekecek Bu durumda da maliyet kaçınılmaz olarak yükselecek.

Stadın iç tasarımına tekrardan döndüğümüzde iki tribün kademesi arasındaki boşlukta süitler yapılacağı görülüyor. Bunlar iki kat olarak yapılacak. Süitler orta sahaya yakın kesimlerde, kısmen köşelerde yer alacak. Projenin alacağı nihai şekle göre belki bir miktar süit kale arkalarında da bulunacak. Süitlerin toplam sayısının 130 ile 150 arasında olması düşünülüyor. Bu arada ara bölgede bir takım boş alanlar da olacak. Buralarda toplam 1500 kişiye hizmet sunabilecek restoranlar, foot-court büfeler ve tribünler ile bağlantılı Lounge’ler (salonlar) yer alacak. Alt ve üst tribünlerin arkalarında dolaşım alanları da yer alacak. Dolaşım alanlarında büfe ve tuvaletler bulunacak. Kale arkası tribünler arkasında da yemek servisi yapan birimler olması düşünülüyor. O yerlerin dışa bakan kısımlarındaysa idari bölümler yer alacak. Planlamaya göre kulübün bir bölümü de orada yer alabilir

Statta açık loca olmayacak. Galatasaray için VIP, Basın, Protokol tribünleri olacak. Divan üyeleri ve Eski sporcular için bir bölüm ayrılacak. Ayrıca UEFA’nın 400 metrekarelik bir VIP salonu istiyor. Bu ihtiyaç Ali Sami Yen’de fiziksel koşulların yetersizliği yüzünden halen karşılanamıyor.

Seyirci ve Ulaşım
Burada kitle kontrolü önemli bir husus olarak karşımıza çıkıyor. Misafir seyirci, açık tribün seyircisi gibi farklı seyirci gruplarının kontrollü bir şekilde stada giriş çıkışının sağlanması lazım. Koridorlar ve merdivenler bu ihtiyaçlara cevap verecek biçimde ayarlanacak. Seyirci 8-10 dakikada stadı boşaltabilecek. Stattaki otopark ise 4000’e yakın araç kapasiteli olarak inşa edilecek. Tabliyeler şeklinde kademeli olarak inşa edilecek otoparkın yüzde 60’ı kapalı, geri kalanı ise açık olacak. Otoparkın kademeli bir şekilde tabliyeler halinde inşa edilmesi katlı otoparklara göre giriş çıkışta da kolaylık sağlayacak. Stada seyirci taşıyan otobüsler ise Cendere yolundaki bir noktada park edecekler. Ayrıca görevliler ve güvenlik birimleri için de aynı mahalde belirli bir yer ayrılacak.

Metro ile gelenlerse TEM’in altından inşa edilecek bir geçitten geçerek stada gelecekler ve
yaklaşık 250 metrelik bir mesafeyi yürüyerek stada girebilecekler. Metro inşaatı ile burada yapılacak metronun manevra ve park istasyonlarının inşaatı halihazırda devam ediyor. Bunun yanısıra TEM’den stada ulaşabilmek için viyadük inşaatına da başlanmak üzere. Belediye tarafından yapılacak olan viyadük inşaatları da aynı şekilde devam ediyor.

Gelir Kalemleri
Peki Galatasaray’ın bu yeni stattaki gelirleri hangi kalemlerden oluşacak. Galatasaray’ın gelirleri öncelikle özel koltuk geliri yani kombine dediğimiz kalemden sağlanacak. Suitler de ayrıca önemli bir başka gelir kalemini oluşturacak. Restaurant, food-court ve büfe gelirleri, otopark gelirleri de Galatasaray’ın bu stattaki girdi sağlayan diğer kalemleri olacak.
Stat bütün bunların yanısıra hizmete girdiğinde üstünün de kapanabilirlik özelliği göz önüne alındığında yılın her zamanı çeşitli sanatsal ve sosyal etkinliklere ev sahipliği yapabilme imkanına sahip olacak. Bu yönü itibarıyla da Seyrantepe Stadı Galatasaray’a gelir kazandırmaya devam ederken, aynı zamanda İstanbul’un sosyal ve kültürel hayatındaki yeni bir çekim merkezi olarak da ön plana çıkacak.

Evet, Galatasaray yıllardır süren zahmetli bir sürecin sonunda yeni ama ondan da öteye endüstriyel futbolun gereklerine tam anlamıyla cevap veren modern bir stada kavuşmak üzere. Bugüne değin büyük özveriyle yürütülen çalışmaların artık meyvelerini toplama zamanı gelmiş bulunuyor. Seyrantepe arazisinin ve üzerinde yapılacak olan stadın 49 yıllığına bedelsiz olarak Galatasaray’a devrini öngören protokolün imzalanmış olması bunun ilk önemli adımını oluşturuyordu. Bunu, ihalesinin yapılması, Aralık 2007'de temelin atılması izledi. Sıra, planlara göre iki yıl sonra stadın açılışında. Sonrası mı? Sonrasıysa102 yıldır kazanılan zaferler zincirine yeni halkaların eklenmesine gelecek.

Onun için de şimdiden kombinenizi almakta ya da locanızın yerini belirlemekte fayda var diyoruz.
5  FUTBOL DÜNYASI / GALATASARAYLILAR / ASLANTEPE'NİN ÖYKÜSÜ : Ağustos 17, 2008, 06:04:42 ÖS

"Aslantepe, İstanbul’un anıtsal mimari simgesi olacak”


Aslantepe Projesi için Başkanlığı döneminde yoğun çalışma yapan ve temel atma töreninde bulunan Galatasaray Spor Kulübü 32. Başkanı Özhan Canaydın'ın Galatasaray Dergisi'nde yayınlanan röportajı

Seyrantepe projesinin Galatasaray için önemiyle başlasak...
Hiç şüphesiz ki bu proje Galatasaray’ın her anlamda geleceğini kurtaracak bir projedir. Ancak ben ilk önce herkesin bilmesi için şu gerçeğin altını özellikle çizmek istiyorum. Ali Sami Yen’in mülkiyeti GSGM’ye yani devlete aittir. Türkiye’deki bütün statlar, Şükrü Saracoğlu da, İnönü de dahil mülkiyet itibarıyla devletin malıdır. Kulüpler ise buranın sadece üst kullanım hakkına sahiptir. Bu arazileri satın almış bile olsanız mevcut imar durumu size orada sadece yeni bir stat yapma hakkını vermektedir. Yani o arazilerde biz kulüpler, tapusunu da alsak konut, işyeri benzeri yapılar yapamayız. Bu önemli gerçeği göz ardı etmemek lazım.

Göreve ilk geldiğinizde stat projesini nasıl ele aldınız?
Bu süreci bir özetlemenizi istesek.
2002 Mart seçimlerinden sonra göreve geldiğimizde seçim öncesi taahhütlerimizin arasında en başta geleni Ali Sami Yen Stadı projesinin hayata geçirilmesiydi. Bu çalışmalarda ilk olarak ön projeler çizildi. Bunu da Tekfen Grubuyla beraber yaptık. Çünkü bizden önceki yönetim bu grup ile stat inşası için bir anlaşma imzalamıştı. Sonraki çalışmalarda bazı sıkıntıların olduğu ortaya çıktı. Zaman geçmiş, imar durumumuzun da son dönemin gelmiştik. Kredi arayışının içine girdik. Yalnız arazi tapusu bizim olmadığından kredi almakta büyük sıkıntılar çekiyorduk. Bu süreçte kredi bulmak isteyen bazı aracıların da olumsuz etkileri oldu. Galatasaray, Sahip Som olayından dolayı kredibilitesini kaybetmiş değildi. Bundan önceki dönemlerde de bir Yabancı-Türk ortaklığıyla kredi anlaşması yapılmıştı. 100 milyon dolarlık anlaşma imzalanmış fakat Türkiye’deki aracılar başka sebepten dolayı tutuklanmışlardı. Demek ki, bu tip olaylar her zaman için olabiliyormuş.

Ancak yine de kredi arayışlarını devam ettirdiniz…
Çalışmaları çeşitli boyutlara çıkardık. İmar izninin bitiş günü yaklaştıkça biz çalışmalarımızı hızlandırdık. Amacımız parsiyel olarak bu stadı bitirebilmekti. Ancak söylediğim gibi, kredi temini konusunda ciddi problemler vardı. Modern ve Galatasaray’a yakışan bir stad yapmak için önemli miktarda bir para gerekiyordu. Kulübün içinde bulunduğu maddi durum itibarıyla bu ilave borç yükü demekti. Ancak yine de bu arayışları ciddi boyutlarda sürdürdük.

Bu süreçte bazı kredi olanağı önerileri de aldınız ama kabul etmediniz. Neden?
Evet, böyle bazı öneriler aldık ancak önerilen geri ödeme koşulları Galatasaray açısından hiç olumlu değildi. Hem büyük bir miktar borç içerisine girecektik. 10 yıl boyunca borcu faizleriyle birlikte geri ödemek zorunda kalacaktık. Stadı yapıp bitirip işletmeye açsak bile mali sıkıntımız yıllarca devam edecekti. Üstelik de, bu seçeneği tercih etsek bile, tüm parasını ödememize rağmen stadın mülkiyeti yine bizim olmayacaktı! Diyelim ki, Ali Sami Yen Stadının yeniden yapımı için 100 milyon dolar kredi bulduk ve stadı yaptık. 10 senede en iyi şartlarla geri ödeyeceğiz, faizini ödeyeceğiz. Peki stat kimin biliyor musunuz? Stat GSGM’nin. Borçlanıp stadı yapacağız, 10 sene faiziyle birlikte geri ödeyeceğiz. Bu 10 sene zarfında şimdiki stattan geldiği kadar gelir bile kalmayacak bize ve yaptığımız stadı bir de GSGM’ye devretmek zorunda kalacağız. Üstelik bir de 20.000 kişilik portatif bir başka stat yapma taahhüdümüz de vardı o zaman. O da GSGM’ye devredilecekti. Yani özetle demek istediğim şu ki, biz kredi bulup Ali Sami Yen’in yerine bir stat yapsak bile o stat GSGM’nindir. Şimdi biz 1 lira harcamadan Seyrantepe’ye gideceğiz.

Kredi seçeneğini zorladınız yani…
Stadı kendi paramızla yapmak konusunda çok çabam oldu. Bunu herkes biliyor, şahittir.. Eğer Galatasaray’ın geleceğini düşünmeden, sadece kendi Başkanlık kariyerimi düşünerek hareket etseydim, belki bugün Mecidiyeköy’de 40.000 kişilik bir stadımız olurdu. Ama o kısıtlı arazi üzerinde sıkışmış, birçok özelliğini yitirmiş, yine sonuçta devlete ait olacak olan bir stadımız olacaktı ve biz sanıyorum 2020 yılına kadar o kadar borcumuzun üzerine bir o kadar daha borç ödemek zorunda kalan, hareket alanı iyice daralmış, stadı olmasına rağmen neredeyse stad gelirleri olmayan bir kulüp olacaktık….

Olay sadece finansmanla da bitmiyor. Daha başka sorunlar da var. Ali Sami Yen’in şu anki arazisinde bir stat yapılacak olduğunda, bu 40 bin kişilik olursa arkada 5 parsel var, onların da alınması gerek.. Başkalarına ait tapu tescil belgeleri olan parselleri kastediyorum. Likör fabrikası tarafında giriş çıkış sorunu var. Ali Sami Yen’de 2 bin araçlık bir otopark yapılacaktı. 600 araçlık katlı otoparkımız da var. Bu trafiği alt üst edecekti. Eski iznimize rağmen yeni taleplerimizde yetkililer bize hayır demişlerdi.

Bu dönemde başka alternatifler oldu mu?
Evet, oldu. Bu arada Olimpiyat Stadı için bize teklifler gelmekteydi. Kullanım hakkı bize 49 seneliğine verilebilirdi. Çalışmaları o konu üzerinde yoğunlaştırdık. Oranın en büyük problemi olan rüzgar sorununu çözmek için bir Fransız firması ile temasa geçtik. Ama görüldü ki, orası hiçbir şekilde bize uygun değildi.

Seyrantepe nasıl ortaya çıktı peki?
Bu arada kredi olayları da gerçekleşmeyince Mustafa Sarıgül bize Seyrantepe arazisini gezdirdi ve bir öneri getirdi. “Buraya stat yaparız, başka şeyler de yaparız, bu arada Ali Sami Yen’i de veririz” dedi. Mustafa Sarıgül, ayrıca “Ali Sami Yen’in yerine bir otel yaparız, o oteli yapacak olanlar bize stadı da yaparlar. Böylece stadı ucuz bir şekilde malederiz” önerisini getirdi.

Bu öneri pratikte neden gerçekleşmedi?
Öneri basına yansıyınca, Milli Emlak’tan ve Bakanlıktan bir çağrı aldık. Bize Ali Sami Yen GSGM’nin, Seyrantepe ise Milli Emlak’ın malı dediler. Bize bir Resmi Gazete getirdiler, iki gün öncesine aitti ve baktık ki, Seyrantepe satışa çıkmış. Bunun üzerine bir yetkili bize tavsiyede bulundu ve bu olay basına yansıdı diye cevap verdik. Bize şimdi bir yolunuz var denildi. Seyrantepe’ye bir stat yapmak isterseniz, Ali Sami Yen’le bir değiş tokuş yapmanız halinde bu imkan size sağlanır dediler. Bunun üzerine biz de Ali Sami Yen’deki zorlukları, trafiğe gelecek olan ekstra yükü de göz önüne alarak, Seyrantepe projesine yöneldik. Devletle yapılan görüşmelerde Seyrantepe’nin bize verilebileceğini öğrendik. Seyrantepe için o güne değin iki ihale yapıldığını ancak bu ihalelerin geçerli olmadığını öğrendik. Bir ay içinde ihale var ancak siz talip olursanız ihaleyi iptal ederiz dediler. Ve biz Ankara’da 19 Mayıs 2004 tarihinde Başbakan tarafından ihalenin kaldırılması ve bu arazinin kullanım hakkının sportif amaçlı tesisler yapmak için Galatasaray’a tahsisini içeren anlaşmayı imzaladık. İhale iptal oldu ve üst kullanım hakkı tapusunu aldık.

Bu tapunun alınmasından sonra neler yaşandı?
Sonradan öğrendik ki, iki tane büyük kooperatif ve bir kooperatifler birliği o arazi için çalışma içindeymiş. Üst hakkı bize verilince onların çalışmaları geçersiz kaldı. Bunun üzerine kooperatifler bize bir teklif getirdiler. Bu teklife göre araziyi satın alalım ve tapusunun da yarısını size verelim dediler. Stadın yanısıra diğer taraflara da mesken inşaatı yaparız dediler

Bu proje neden gerçekleşmedi?
Üst hakkı yerine arazinin yarısının tapusunu almak bizim için daha avantajlıydı. Stat inşaatı için bulabileceğimiz krediler için de elverişli bir durumdu. Toprak tapusu mühim çünkü. Fakat çok uzun sürdü ve neredeyse 1 senemizi bu iş için kaybettik. Maalesef bu gerçekleşemedi.

Bugünkü nihai çözüm şekline nasıl gelindi? Siz mi önerdiniz?
Evet. Biz alternatif teklif olarak, Ali Sami Yen’i bırakalım, bunun karşılığında Seyrantepe arazisi bize verilsin dedik. Yine Ali Sami Yen gibi 49 senelik üst kullanım hakkına sahip olduğumuz bir stat yapalım dedik. Artık şehir içinde kalan statlar belediyelere terk ediliyor, belediyeler orada özel imar durumları çıkararak bu şehirlerin takımlarına bedava yeni statlar yapıyorlar. Kayseri ve Antalya’da bu süreç başladı. Bizim bu konudaki çalışmamız ve çabalarınız örnek oluşturdu ve devletin felsefesi oldu.

Bu alternatif öneriyi biraz açar mısınız?
Ali Sami Yen’deki arazimiz biliyorsunuz 34 dönümdür. Buradaki ise 120 dönüm. Buraya 52 bin kişilik üstü açılır kapanır çok amaçlı bir stat yapılacak. Ciddi bir çalışma dönemine girdik. Ali Sami Yen’de 49 sene için 68 milyon dolarlık bir kira anlaşmamız vardı. Biz Ali Sami Yen’i bırakınca yeni stadın üst kullanım hakkı hiç bir ücret ödenmeksizin Galatasaray’ın olacaktı. Kira bedeli ödenmeyecek. Bu toplamdaki borcu da düşürecek. Bu stadın yapımına tek bir lira harcamayacağız.

Bu takasta Galatasay’ın dezavantajlı olduğu ileri sürenler var…
Evet, bazı çevrelerde İETT garajı ya da karayolları arazisi 8 bin dolar metrekare değerle ihale edilirken Ali Sami Yen arazisi nasıl bedavaya bırakılır diye yorumlar yapılıyor ki, bunlar temelden yanlıştır. Çünkü Ali Sami Yen arazisi bizim değil. Diyelim ki parasını bir yerden, bir şekilde bulup devlete ödeyerek biz bu araziyi devletten satın alsak bile yine sportif amaçlı kullanmak zorundayız. Zaten o araziyi üst kullanım hakkına sahip olan kulübe sattığınızda bile yerine yalnızca stat yapabilirsiniz. Bir imar değişikliği de yapılamaz. Yani Galatasaray GSGM’den Ali Sami Yen’i satın almış olsa bile sadece stat yapmak için alabilir. Kati bir surette yeni bir imar durumu alınarak buraya mesken, otel işi merkezi vs. yapılamaz. Yalnız stat yapılabilir.

Eleştirilerde bu takasın eşitsiz olduğunu öne sürüyorlar?
Avrupa’nın en modern beş stadından birisinin yapımını hazmedemeyen gruplar tez olarak ısrarla Ali Sami Yen gibi kıymetli bir mülk bırakılır mı, onunla trampa edilir mi temasını işliyorlar. Biz Ali Sami Yen’in yalnızca üst hakkına sahibiz. Bu mülkü satın alsak bile sadece stat yapımı için alabiliriz. Biz TOKİ değiliz. Onlar gibi özel bir kanuna tabi değiliz. Bu ülkede sadece TOKİ, imar durumunu belirleme ve değiştirme fonksiyonuna sahip bir kurum. Kanunda yazıyor, isteyen açar okur. TOKİ buradan gelecek gelirle ve kendi kanununun verdiği imkanla Seyrantepe Stadını inşa edecek ve otofinansmanı yoluna gidecek. GSGM ile yaptığımız anlaşma gereği bu stadın üst kullanım hakkı da bir bedel ödemeksizin Galatasaray’a verilecek. Bu takas eşitsiz olabilir mi hiç?

Peki, stadların kulübe devredilmesini öngören bir kanun tasarısı hazırlığından bahsediliyor…
Yarın öbür gün bir kanun çıkar da üst kullanım hakkına sahip kulüpler bu statlara sahip olma fırsatına kavuşursa, Seyrantepe’deki 120 dönüm araziye üstündeki modern statla birlikte sahip olmak için gereken adımları da atarız elbette. Eğer bazı grupların ısrarla söylediği gibi biz Ali Sami Yen’i alıp da ona yeni bir imar durumu çıkarabilsek o zaman haklı olabilirler. Ama şimdi bunu söylemeye hiç hakları yok.

Seyrantepe’deki stadın yerinin saptanması da başlı başına bir süreç aldı. Biraz da bundan bahseder misiniz?
Evet. Bu çok önemli bir konuydu ve bir dönem vakti de o süreçte harcadık. Ama harcanması gerekiyordu. 384 dönümlük arazinin üzerinde üç tane inşaat yapılacak tepe vardı. Biri 15, biri 120 ve diğeri de 60 dönümdü. İlk başta bu 60 dönüm ve çevresi bize verilmişti. Bu kenarda ve meskenlere yakın bölgedeydi. Biz inşaatı ısrarla 120 dönümlük tepenin üstüne aldırmak için uğraştığımızdan dolayı 6 ay kadar zaman kaybettik.

Bunun önemini ve farkını biraz anlatabilir misiniz?
Önceki yer çukurdaydı. Stat çukurda kalacaktı. Ayrıca orada yapılsaydı arazi yeterli büyüklükte olmadığından yarısı sütunlar üstüne inşa edilecekti. Şimdi stat bir anıt gibi arazinin en güzel yerinde yer alıyor. 52 bin kişilik bir stat ve 5 bin kişilik otoparkıyla arazinin en güzel yerinde yapılacak.

Yeni stadın projesi ne zaman yapılmaya başlandı?
İlk anlaşmalar Başbakanın oluru da alındıktan sonra 2006 yılının 8. ayında protokolün imzalanmasıyla yapılmıştır. Devlet Bakanı Mehmet Ali Şahin GSGM’yi temsilen, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan Milli Emlak’ı temsilen, TOKİ başkanı ve projede katkısı olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı ile Galatasaray Kulübü tarafından bir protokol imzalandı. O günden itibaren de proje çalışmaları başlamıştır. Arazinin tetkiki bitirilmiştir. Ocak ayında detay projelerin çizimine başlanmıştır. İhale tarihine kadar da her şey bitmiş olacak. Her hafta çizimci firmadan dökümanlar bize geliyor.

ASP firması değil mi?
Evet. Bu firma Avrupa’da bu tarz projelerde tecrübeli bir firmadır. Stuttgart Stadı yenilenmesi, Leipsig Arena gibi büyük projelerin altında onların imzası var. Türkiye’deki ortağı da Yüksel Proje. ASP firmasıyla ilgili olarak bizim şansımız 35 senedir Almanya’da yaşayan ve 50 önde gelen mimarın içinde gösterilen Mete Arat’ın orada yer almasıdır. Çok tecrübeli bir firma ve bu mimar arkadaşımız da işin içinde. Yüklenici firma buldu kendilerini. Biz de inceledik ve bu iş için çok uygun olduklarını gördük.

Stad mimarisi genel olarak nasıl tanımlanabilir?
Seyraptepe’deki stadımız, Schalke Stadı ile Amsterdam Arena Stadları’nın mimari konseptleri temelinde hazırlanıyor. Tamamen modern stad mimarisinin anıtsal ve özgün bir örneği olacak. Estetik formuyla, kısa zamanda İstanbul’un anıtsal mimari simgelerinden başlıcası haline gelecek.

Stadın kapanabilir olma özelliğinden bahsedebilir misiniz biraz da?
Bu anlamda Türkiye’nin ilk stadı olacak. Üstünün kapanabilir olması en önemli avantajlarından biri olacak. Büyük bir kongre merkezimiz yok bizim İstanbul’da. Burada 15 bin kişilik kongreler yapabiliriz. Otomobil fuarları gibi etkinlikler yapabiliriz.

Bahsettiğiniz stad işletmesi profesyonel bir iş. Kulüp kendisi mi yapacak?
Hayır, biz bu konuda Avrupa’da en deneyimli olan bir firma ile çalışacağız. Anlaştığımız Arena firması ile beraber stadın işletmesi yapılacak. Arena firmasının işletmecilik tecrübesinden dolayı talep ettiği her şeye proje yürütülürken beraberce karar verilip yapılacak. Arena firması bu tarz organizasyonları Amsterdam Arena Stadında yapıyor ve o stat yılın 120 günü aktif durumda. Bunu burada biz de yapabiliriz.

Sportif etkinliklerin dışındaki gelirler de Galatasaray’a mı ait olacak?
Elbette. Sportif veya sportif amacın dışındaki tüm gelirler Galatasaray’a ait olacak. Ali Sami Yen’de Galatasaray’a verilmiş bütün haklar yeni anlaşmada da geçerli olacak.

Bazı konuları açığa çıkarabilir miyiz? Bize çok soruluyor, mesela yeni stadın adını biz mi koyacağız? koltukların renklerine biz mi karar vereceğiz?
Bu soru işaretlerinin tümü gereksiz. Elbette stadımızın bütün gelirleri Galatasaray’ın olacak. İsim hakları elbette Galatasaray’ın olacak. İç tasarım elbette Galatasaray’ın istediği tarzda olacak. Temel atıldığından itibaren Galatasaray bu projede hak sahibidir ve her istediğini yapacaktır. Proje, anlaşma gereği müşterek fikir üretilerek yapılmakta olup, bitmek üzeredir. Yapılan protokol gereği stat müşterek kararlara göre yapılacaktır.

Ulaşım açısından yeni stadın konumu nedir?
Seyrantepe biliyorsunuz şehrin merkezinde. Maslak kavşağına sadece 1000 metre mesafededir. Yedi şeritli yolları ve kavşakları yapılıyor. Stadın hemen karşısında olacak olan metro istasyonun inşaatı da devam etmekte. Yüzde yetmişi bitmiş durumda. Bu aslında projeye kazma vurulmuş ve başlamış olduğunun da belgesidir. Metronun triyaj yani manevra istasyonu Seyrantepe’de olacak. Saatte 45.000 kişi taşıyabilecek. Bu ilgililerden aldığım bilgidir. Metro ile stada gelenler metrodan indikten sonra 200 metre yürüyerek stada ulaşacaklar. Ayrıca bugünküyle karşılaştırılmayacak kadar geniş otopark imkanları var. Seyrantepe’deki otoparkımız 5.000 araçlık olacak.

Bu stat Galatasaray için ekonomik olarak ne anlam ifade ediyor?
Bu kompleksin adı Ali Sami Yen Spor Kompleksi olacak. Avrupa’da stat isimleri 10 senelik sürelerle çok büyük rakamlar karşılığında büyük firmalara satılmaktadır. Biz de bu çalışmaları yürütüyoruz. Bu kompleksi sponsor bir firmayla beraber “X Galatasaray Stadı” olarak devam ettirmeyi öngörüyoruz. 20 civarında ana sponsor firma olacak. Banka, elektronik firması, yiyecek ve içecek firmaları ana sponsorlar olacak. Onun haricinde 150-180 adet arasında iki yanda çift kat localar diğer taraftarla da tek kat localar yapılacak. Ayrıca restoranlar, sinemalar, spor malzemeleri satan mağazalar da yer alacak bu komplekste. Kısacası bu yeni spor kompleksinde Galatasaray’ın gelirleri ciddi anlamda artacaktır.

İnşaat başladıktan sonra loca satışları da başlayacak mı?
Başlayacağız. İsim hakkı çalışmaları için de hemen başlayacağız. İnşaat şartnamesinde bitiş için verilen süre 24 ay olacak. Ben 18 ile 20 aya arasında biteceği kanaatindeyim. Ona göre satışlarda başlayacak. Stat tam olarak bitmeden de belirli bir aşamaya geldiği takdirde maçlar burada oynanabilir. Anlaşmamız gereği o stat bitene kadar biz maçlarımızı Ali Sami Yen’de oynayacağız.

Ali Sami Yen’deki tapulu arazimiz var. Burası için ne tür bir çalışma yapmayı düşünüyorsunuz?
Mecidiyeköy’deki 2175 metrekarelik tapulu arazimize de inşaat yapılacak. Bunun bir katı lokal olarak üyelerimize hizmet verecek. Altı kat yüksekliğe sahip üç kat da bodrumu olan estetik bir bina olacak bu. Böylece Mecidiyeköy’den de kopmamış olacağız.

Son beş yılda bu konuda büyük çaba sarfettiniz. Yoğun eleştiriler de aldınız. Bu süreçte neler hissettiniz?
Çok zor bir dönemdi. Tüm Galatasaraylıları bu konuyla ilgili olarak elimizde olmayan nedenlerden dolayı biraz geç olarak bilgilendirmek durumunda kaldığımdan dolayı da çok üzülüyorum ve samimi olarak özür diliyorum. Galatasaray’ın böyle bir stada sahip olmasını istemeyenler olayı provoke ettiler. Bu yüzden de belli bir dönem için sessiz kaldık. Bu reaksiyonları önlemeye çalıştık. Sessizliğimizin yanlış anlaşılması beni üzdü ama youlmdan çevirmedi. Çünkü Galatasaray’ın böyle bir stat ile tüm zorlukları aşacağını ve ekonomik bağımsızlığını gerçek anlamda kazanacağını görüyordum. Bu yüzden bu hedefe kitlenmiştim. Galatasaray’ı dünya kulübü yapmak hedefimiz, bu stadın yapımından geçiyor. Her büyük stadı olan dünya kulübü olamaz. Bunu görüyorsunuz. Bu hedefe kültürel olarak Türkiye’de hazır olan tek kulübüz. Şimdi Seyrantepe ile dünya kulübü olma hedefimizin maddi altyapısını oluşturuyoruz.
6  FUTBOL DÜNYASI / GALATASARAYLILAR / ATATÜRK BÜSTÜ : Ağustos 17, 2008, 06:01:34 ÖS


"GAZİ KUPASINI GALATASARAY KAZANDI"


Yukarıdaki başlık 1 Eylül 1928 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’ne ait. 1 Ocak 1929 tarihinde gazeteler Latin harfleriyle basılacağından, halkı alıştırmak için, bu tarihten itibaren yazıların kenarına köşesine Latin harfleriyle de haberler koyuyorlar.

Bilmeyenler için, Latince başlığın altındaki Osmanlıca’yı da hemen bugünkü dile çevirelim.

"Dünkü maç Fenerbahçe’nin mağlubiyeti ile neticelendi. Netice şudur: Galatasaray dört, FENER SIFIR!.."

Doğaldır ki bu iki güzide kulübün maçlarında bir tarafın galibiyetiyle biten birçok 4-0’lık maçlar vardır. Ama bu 4-0 Galatasaray için çok ayrı bir anlama sahiptir. Onu da hikaye edelim.

Yıl 1928. Aylardan Ağustos. Cumhuriyet hükümeti tarafından dünyaca ünlü İtalyan heykeltraşı Pietro Canonica’ya yapımı ısmarlanan Cumhuriyet Abidesi’nin açılışı yapılacaktır. Zaten o günlerde Canonica da İstanbul’dadır ve abide üzerinde son düzeltmeleri yapmaktadır. Abide’nin çevre düzeni ise, İtalyan mimar Guillio Mongeri tarafından yapılmıştır.


Gazeteler günler öncesinden maç ile ilgili haberleri vermeye başlamışlardır. 5 Ağustos 1928, Pazar gününün Cumhuriyet Gazetesi’nden izleyelim: "Galatasaray-Fenerbahçe kulüplerimizin Tayyare Cemiyeti tarafından konulan Gazi Büstü için icra edecekleri maçın günü dün kat’i suretde kararlaştırılmışdır. Bu Cuma günü (10 Ağustos) Taksim Stadyumu’nda her iki kulübün üç takımı birden karşılaşacaklardır. Evvela dördüncü, yani en küçükler otuzbeşer dakikalık iki devreli bir maç yapacaklar, sonra üçüncü takımlar kırkbeşer dakikalık bir müsabaka icra edecekler ve nihayet saat beşde de birinci takımlar karşılaşacaklardır. (...) Birinci takımların müsabakası o gün berabere neticelendiği takdirde, onbeş gün sonra ikinci bir maç icra edilecek ve bu maç icab ederse yarım saat temdid olunacaktır.

Tayyare Cemiyeti müsabakanın geçen sene vaki olduğu üzere, kulüpcülük hissiyle hareket eden bazı zabıta memurlarının billüzum müdahelesi yüzünden akim (neticesiz) kalması gibi hadiselere meydan vermemek için her türlü tedbiri ittihaz edecek, seyircilerin parmaklıklardan dışarı çıkmasına katiyyen müsamaha ve müsaade etmeyecektir ".


8 Ağustos 1928 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nde Tertib Heyeti’nin bildirisi var:

"Maç Heyeti Tertibiyesinden.

Tayyare Cemiyeti Menfaatine.

10 Ağustos 1928’de Galatasaray-Fenerbahçe kulüplerinin birinci, üçüncü ve dördüncü takımları arasında icra olunacak müsabakaların her üçüne ait olmak üzere bilet fiyatları berveçh-i zir (aşağıdaki gibi) tesbit edilmiştir.

1- Numrolu balkon mevkileri: 10-5 ve 3 lira

2- Tiribün: 2 lira

3- Duhuliye: 1 lira

4- Tirübün ve duhuliye biletleri, hüviyet varakalı kulüp azasile, zabitan ve mektep talebesi için nısıfdır (yarı yarıyadır)."


9 Ağustos 1928 Perşembe gününün Cumhuriyet Gazetesi’nden devam ediyoruz: Taksim Abidesi’nin açılış haberleri var. Atatürk o günlerde İstanbul’da olduğu halde, açılışta yok. Açılışı Meclis Başkanı Kazım Özalp Paşa yapmış. Gazetenin dördüncü sahifesinde Tertib Heyeti’nin bildirisi var:


1- 10 Ağustos Cuma günü Taksim Stadyumu’nda Tayyare Cemiyeti menfaatına icrası mukarrer (yapılması kararlaştırılmış) futbol müsabakalarından birinci takımların hakemliğine (fierafeddin), üçüncü takımlara (Fuad), dördüncü takımlara (Basri) beyler intihab olunmuşlardır.

2- Yan hakemlerini bu zevat kendileri intihab edeceklerdir.

3- Dördüncü takımlar saat ondörtde, üçüncü takımlar 15,15 de ve büyük maç da saat 17 de başlayacaktır.

4- Hakemlere ve oyunculara karşı leh ve aleyhde bağırmak ve gürültü etmek, oyunu işgal ve halkın istirahatını ihlal edeceğinden bu gibi taşkınlıklardan katiyen mücanebet olunması (kaçınılması) ve polisin müdahalesine meydan verilmemesi rica olunur.


10 Ağustos 1928 Cuma gününün Cumhuriyet Gazetesi’nde 1. sayfada "Galatasaray - Fenerbahçe Müsabakası" başlığı altında, o gün oynanacak maç hakkında resim ve yazılar var: Gazetenin birinci sayfasında Gazi Büstü’nün fotoğrafı ve GS ile FB’nin rozetleri var. Galatasaray’ın rozetinde eski harflerle 1905 tarihi var. FB’nin rozetinde ise tarih yoktur. Maç ile ilgili olarak, birinci sayfada başlayan haberler; dördüncü sayfada da devam ediyor. Bu bölümde takımların muhtemel tertibleri verilmekde, her iki takımın oyuncularının mukayesesi yapılmakta ve maçın sonucu hakkında tahmin yürütülmektedir. Daha sonra "Müsabakanın merasim proğramı" veriliyor:


1- Her müsabakadan beş dakika evvel sahaya girecek olan hakemin düdük çalarak vaki olacak daveti üzerine ve üçüncü düdüğün sedasını müteakib, takımlar sahaya çıkacakdır.

2- Birinci düdükden sonra takımlar soyunma odalarından çıkarak sahaya girecek, parmaklığın kapısı önünde birleşecekler ve sahaya bir Galatasaraylı ve bir Fenerli olarak kolkola ve ağır yürüyerek girecekler. Tarafeyn kapdanları en son olarak kolkola girecekler, girmezden evvel de bervech-i bala kezalik (yukarıdaki gibi) tertib ile takımlarını sevk edeceklerdir.

3- Takımlar sahaya girince, Gazi hazretlerinin büstü etrafında –daire teşkil ederek- duracaklar, bu tertibi hakem idare edecektir. Ve hakemin flama sallayarak vereceği işaret üzerine muzıka milli marş parçasını terennüm edecektir ve bu esnada takımlar esas vaziyetde resmi tazim ifa edeceklerdir.

4- Bu merasim bitince hakem tarafeyn kapdanlarını davet ederek, kale intihabını (seçimini) yaptıracak ve kapdanlara alel usul lazım gelen ....... (okunamadı) bulunacakdır.

5- Üçüncü ve dördüncü takımlar da ayni merasime tabidir.

6- Birinci takımların oyununun hitamında tarafeyn evvela sahanın merkezinde ve hakemin etrafında toplanıp, yekdiğerine şeref nidası irad edeceklerdir.

7- Bundan sonra galip takımın bütün efradı ile üçüncü ve dördüncü takımlar galiplerinin yalnız kapdanları Gazi Hazretlerinin büstünün mevzü (konulmuş) bulunduğu sahanın önüne gelip cepheleri balkona müteveccih olarak duracaklardır.

8- Tayyare Cemiyeti Reisi bu esnada büstlerin yanına gelmiş bulunacağından, hakem gelip neticeyi resmen tebliğ edecek ve reis de büstleri galip takımlara evvela küçüklerden başlayarak sırasiyle verecekdir.

9- Her üç takım kapdanı da sırasiyle reise teşekkür edecek ve arkadaşlarına dönerek ve bir eliyle de büstü tutarak evvela Gazi hazretlerinin ve sonra da Tayyare Cemiyetinin şerefine yaşa nidasını irad ettirecektir.

10- Bu merasım hitam bulduktan sonra ahali dağılana kadar büstler masa üzerinde kalacak ve galib takım azası tamamen veya kısmen masanın başında duracaklardır.


Yine gazetenin verdiği habere göre "seyirciler arasında hadise çıkmaması için, Avrupa’da olduğu gibi tribünlerden kapıdan girince sağdakine Fener tarafdarlarının, soldakine de Galatasaray tarafdarlarının oturmaları münasib görülmüştür. Mamafi herkes istediği yerde oturmakda serbestdir" denilmektedir.

11 Ağustos 1928 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nde ilk maç ayrıntılı olarak anlatılıyor:

"Neticesi sabırsızlıkla beklenen GS-FB maçı dün yapıldı. Birinci takımlar arasında yapılan maçda GS-FB üçer sayı ile berabere kaldılar. Üçüncü takımlar maçında GS:5-FB:2. Dördüncü takımlar maçı ise 0-0 berabere neticelenmiştir.

Müsabaka Nasıl Oldu?

Galatasaray Takımı: Ulvi-Burhan-Mehmet Nazif-Suphi-Nihat-Midhat-Mehmet-Muslih-Kemal Faruki-Latif Rebii.

Fenerbahçe Takımı: Fehmi-Kadri-Sabih-Cevat-Sadi-İsmet-Alaaddin-Muzaffer-Zeki-Fikret-Bedri.

FB rüzgar altına düşmüştü. Buna rağmen ilk dakikadan itibaren çok hakim, çok ahenkdar bir oyunla Galatasaray kalesini kuşattılar (...) Buna mukabil Galatasaray müdafaasında garip bir becerisizlik vardı (...) Hele Mehmet Nazif, topa vurmasını unutmuş denilebilirdi. 15 dakikada FB ilk golü yapıyor. 25. dakikada GS. Beraberliği temin ediyor. Ardısıra FB. Penaltıdan 2. golü kazanıyor. (...) Galatasaraylılar bila istisna bozuk oynuyorlardı (...) Birinci haftaymın sonlarına doğru Latif çıktı. Zaten iyi oynamıyordu. Fakat hemen burada ilave edelim ki ikinci devrede tekrar oyuna girdi. Gollerden birisini yapmak suretiyle birinci devredeki fena oyununu unutturdu. 43. dakikada Fenerbahçeliler bir gol daha yaparak bu devreyi bire karşı üç sayı ile bitirmiş oldular.

İkinci Haftaym

İkinci haftaym başlar başlamaz Fenerbahçe’nin fevkalade kuvvetli bir maneviyatla oynadığı görüldü. Fakat Galatasaraylılar da bu vahim vaziyetden kurtulmak için çalışıyorlardı. Dışarıda bağrışan kulübcülerin gürültüsü oyuncuları da sinirlendirmiş, her tarafda bir heyecandır başlamışdı. Bitaraf bir spor meraklısının bu gürültüde müsabakaları zevkle seyir etmesine imkan yoktur. Bağırışmalardan, alkışlardan insanın başı ağrıyor, kulakları uğulduyor, hele bir türlü eksik olmayan "yuha"lardan gönlü bulanıyordu... Kaç gündür gazeteler bu müsabakalar esnasında herkesin sükunet göstermesini temenni etmişdi. Tayyare Cemiyeti’de aynı temenniyi matbu bir şekilde herkese dağıtmışdı. Fakat ne de olsa bir kısım halk var ki onlara spor terbiyesi öğretmek kabil olmuyor, hem kendileri tirübünlerde münakaşalarla kavgaya kadar yol açıyorlar, hem de oyuncuları sinirlendirerek, bütün müsabakanın zevkini kaçırıyorlar (...) Sarı kırmızı oyuncular artık canla başla oynamaya başladılar. Nihayet ikinci haftaymın 28. dakikasında kornerden atılan topu Fenerbahçe kalesine sokarak ikinci golü yaptılar. Bundan sonra Fenerliler biraz gevşemiş göründü (...) Maçın neticesine sekiz dakika kala üçüncü golü de yapan Galatasaray takımı, mağlubiyet tehlikesinden kurtuldu. Bu tehlike şimdi de Fenerbahçe kalesinin etrafında esiyordu. Maç bitinceye kadar Galatasaraylılar hakim oynadı (...)

Galatasaray her zamankine nisbetle çok fena oynadı. Fenerbahçe’nin müstesna oyunlarından birisi idi. Fenerbahçe bu vaziyetden istifade edemedi; hakimiyeti kaçırdı. Fakat Galatasaray takımı maneviyatını gayip etmediği için sonuna kadar çalışarak şerefli bir suretde kurtuldu.


Şimdi bu 3-3 berabere biten maçın kısa bir özetine de Feberbahçeli Çelebizade Sait beyin (o yıllarda böyle bir güzel spor dergisi çıkardığı için Allah ondan razı olsun!) Spor Alemi Mecmuası’na bakalım : "fudbolcu" imzası ile anlatımı yapılan bu yazıda kısaca şu noktalara dikkat çekiliyor.

(...) önce 4. ve 3. takımların maçı veriliyor. Saat Onyedi olmuş. Halk ise sabırsız. Bu sırada fotoğraf ve sinema objektifleri önünde her iki takım da kolkola sahaya çıktılar ve Gazi’nin büstü önünde sıralandılar (...) Maç başlar başlamaz, her iki takım biraz durgun (...) Tam onuncu dakikada Alaaddin kaptığı topu sıkı ve güzel bir burun şutu ile Galatasaray ağlarına takıyordu. (...) Kemal ufak bir plase ile topu Fenerin kalesine sokuyor. (1-1) berabere.

(...) Bu akınlardan birisinde Mehmet Nazif topu eliyle tutuyor ve hakem penaltı cezasını veriyor. Güzel bir plase ile golü kaydeden Fikret faikiyeti yine Fener’e bahşediyor. (...) Devrenin bitmesine birkaç dakika kala Fener’in toptan bir akını Galatasaray kalesine kadar akıyor ve ayaktan ayağa geçen top, Sadi’nin bir vuruşu ile Galatasaray kalesini üçüncü defa ziyaret ediyordu. (...) Devre ise 3-1 Fener lehinde. (...) Oyunun neticelenmesine yirmi dakika var. Galatasaray ise hala cansız oynuyor. (...) Bilhassa Galatasaray taraftarları arasında maçın neticesini görmeden gitmeğe hazırlananlar var. Fakat hayret, birden Galatasaraylılar canlanıyor. Akın akın üstüne, Fener’de ise fazla bir emniyet, Lüzumsuz bir gurur var. Adeta hasımlarını istihkar eder (aşağılar) vaziyetde alay ediyorlar. Böyle iki gol fark belki başka bir takımı nevmid (ümitsiz) edebilirdi. Fakat Fenerliler karşılarında Galatasaray’ın olduğunu unutmuşlardı. O Galatasaray ki bazen harikalar yaratmağa muktedir bir kuvvete malikdir. (...) Muslih ise uzaktan bir kafa darbesiyle ikinci sayıyı kaleye sokunca Galatasaray’da ümit fazlalaştı. (...) İşte yavaş yavaş harikayı yaratan, gayri kabili mümkün kılan sarı kırmızılılar, üçüncü ve beraberlik sayısını da kaydedince Fener tehlikeyi anladı. Galatasaray ise hala hücumda, hatta bir şut direğe çarpıyor."

*

İlk maç 3-3 berabere bitince, onbeş gün sonra ikinci bir maç için karar veriliyor. Hafta içinde GS. Rumlarla bir idman maçı yapıyor ve 3-2 kazanıyor. Gazeteler bu ara, maçın hakeminin kim olacağı hususu üzerinde duruyorlar. Hakemliğe birinci aday, Beşiktaşlı fieref beydir. Fakat adı geçenin, Fenerbahçe’nin antrenmanlarına nezaret ettiği hakkında dedikodular vardır. fieref bey Beşiktaşın reisidir ve tarafsızlığı ile gerek GS ve gerekse FB.liler tarafından sevilen bir insandır.

*

Artık beklenen gün gelmiştir; yani 31 Ağustos Cuma günü. O günün Cumhuriyet Gazetesi’nde her iki takımın oyuncularının ve oyun tarzlarının güzel bir incelemesi var. Yazar, FB’nin forvetini, GS’ın savunmasını beğeniyor. "FB ilk devrede işi bitirmelidir. FB. İşini 2. devreye veya uzatmaya bırakırsa maçı GS. kazanır" diyor.

Yeniden yazımızın başına, 1 Eylül 1928 Cumartesi tarihli Cumhuriyet Gazetesi’ne dönebiliriz; Ne diyordu anılan gazetenin başlığı? "-Galatasaray galip. Dünkü maç, Fenerbahçe’nin mağlubiyeti ile neticelendi. Netice şudur: Galatasaray dört, Fener SIFIR!... Gazi büstünü Galatasaray aldı. Galip tarafa Gazi hazretlerinin bir heykeli hediye edilmek şartile Tayyare Cemiyeti tarafından Galatasaray ile Fenerbahçe takımları arasında tertip edilen ilk müsabaka üç hafta evvel berabere neticelendikten sonra dün bu iki takım ikinci defa olarak tekrar karşılaşmışlar. Birinci müsabakada Fenerbahçeliler müstesna bir fırsat kaçırmışlardı. Diğer taraftan geçirdikleri tehlikeyi idrak eden Galatasaraylılar o zaman: -Fenerbahçe bir daha bu kadar güzel oynayamaz; bizim bugünkü gibi fena oynamaklığımız imkansızdır. Binaenaleyh Fenerbahçe bir daha buna benzer bir fırsat ümit etmemelidir, diyorlardı. Dünkü müsabaka Galatasaraylılar’ın bu iddiasına hak vermiş oldu. (...) Galatasaraylılar takımlarında büyük bir değişiklik yaparak meydana çıkıyorlardı. fiadli ve Necdet gibi daha düne kadar üçüncü takımda oynayan iki genci birinci takımın muhacim hattına ikame etmişlerdi. Bunda hiç şüphesiz muhik bir isabet vardı. Fakat ilk tecrübeyi Fenerbahçe gibi bir rakib karşısında yapmak o kadar tehlikeli bir oyun idi ki, "eski oyuncuların yerine gençleri koymak disturuna bizim gibi en ziyade taraftar olanlar bile bu tehlikeli tecrübe karşısında düşüyorlar ve Galatasaray’ın galibiyet ihtimallerinden daha ziyade uzaklaştığına hükmetmeğe kadar varıyorlardı. Halbuki Galatasaray’ın dünkü muvaffakiyetinin, galibiyetinin, hatta muzafferiyetinin en büyük amili bu iki gencin takıma ilave edilmesinden ibaretdir, diyebiliriz. (...) Fenerbahçeliler mağlubiyetin "gayrikabil-i içtinab"-kaçınılmaz- olduğunu hiseder etmez kaçamak yollar aramaya başladılar. Bir defasında kaleci Fehmi, GS.lı Kemal Faruki’ye bir yumruk attı. Yine bir defasında Bedri gibi pek öyle kavgacı olarak tanınmamış bir oyuncu, sonra birkaç defa da büsbütün salahperver –sakin, barışcı- büsbütün ince bir futbolcu olarak şöhret kazanmış diğer bir oyuncu, karşılarındaki Galatasaraylı o- yuncularla kavga çıkarmak için adeta bahane aradılar: Her vesilede çatmak istediler. Onların bu suretle sinirlenmesi haklımıydı, değildi. Karşılarındaki Galatasaraylı oyuncuların hatası var mıydı? Yoktu. (...) Vakıa şudur ki, Fenerbahçe’nin çelebi tanınmış oyuncuları bile kavga çıkarmak, mesele ihdas etmek için bahane arıyorlardı (...)

Oyun Nasıl Oldu?

Galatasaray Takımı: Ulvi-Mehmet Nazif-Burhan-Suphi-Nihat-Mithat-Mehmet-fiadli-Necdet-Kemal Faruki-Muslih

Fenerbahçe Takımı: Fehmi-Kadri-Fürüzan-Cevad-Sadi-İsmet-Alaaddin-Muzaffer-Zeki-Fikret-Bedri

(...) Onbeşinci dakikada Galatasaray muhacimleri deminki fırsatı yeniden ele geçirdiler, yine öyle Füruzan’ı kolaylıkla geçtikten sonra kaleci ile karşı karşıya kaldılar. Üçüncü takımdan birinciye geçen Necdet ilk golü yaptı (...) Yine onbeşinci dakikada Galatasaraylılar sağ içeriden ikinci golü de yaptılar. (...) Müsabakanın bitmesine on dakika kala Necdet Galatasaray’a üçüncü golü kazandırdı. Son dakikalarda yine Necdet dördüncü sayıyı yaparak Galatasaray’ın galibiyetini gayrikabil-i itiraz bir suretde ... (okunamadı) etmiş oldu. (...)

Bu Galibiyetin En Kıymetli Mükafatı

Oyun bittikten sonra Galatasaray oyuncuları, Gazi Hazretlerinin büstü önünde dizildi. Heykel, merasim-i mahsusa ile İstanbul şampiyonuna verildi. Bir taraftan muzıka çalarken, bir taraftan da Galatasaray’ı sevenler, sevinçlerinden oynuyorlar, sinama makinası da oyuncuların resmini alıyordu.

*

Büyükler maçından önce yapılan dördüncü takımlar maçında, FB dördüncü takımı, GS dördüncü takımını 4-1 yenmiş ve onlar da böylece Gazi’nin küçük bir büstünü kazanmışlardır.

*

Evet! Cumhuriyet Gazetesi’nden maçlar hakkında gerekli bilgileri verdik. İsterseniz yine FB’li Çelebizade Sait Bey’in Spor Alemi mecmuasına bakalım. 13 Eylül 1928 tarihli ve 25 numrolu Spor Alemi aynen şu başlığı atmış: Galatasaray Fenerbahçe maçının revanşı Fenerbahçe muhacimlerinin yılgın bir oyun oynaması neticesi Galatasarayın dört sıfır galebesi ile neticelenmiştir. Bu galibiyetde genç oyuncuların büyük bir hissesi mevcutdur.(...) Üç küçük gencin yaptığı fedekarane hareketler esnasında Fenerbahçe’ye ilk sayı yapıldı. (...) Golden sonra stadın bir cephesini işgal eden binlerce sarı kırmızılı tarafdar, kulüplerinin seremonisini yapdılar. Sevindiler, coştular. (...) İkinci devreye çıkıldığı zaman, Fenerlilerin şiddetli akınları yine bakiydi.(...) Her iki takımda da oynanan favullü oyunlar, bazen teşvik görüyor, bazen de yuhalarla, ıslıklarla karşılanıyordu. (...) Genç muhacimler yorulmadan, çekinmeden tekrar Fenerbahçe kalesine hücuma başladılar. Ve bu patırdı arasında, hasımlarının maneviyetsizliklerinden istifade ederek iki sayı daha yaptılar. Oyunu da 0-4 gibi azim bir farkla galip olarak bitirdiler (...) Gazi büstü maçından muvaffakiyetle çıkan Galatasaraylılar, bu galebelerini fazla cesur ve atılgan oynamalarına medyündurlar. (...) (

Gazi Büstü’nün kazanılmasından sonra, o günlerde GS. Kulübü başkanı olan Necmeddin Sadak beyin, Atatürk’e yazdığı mektuba, Atatürk’ün verdiği cevapla yazımızı bitirelim:

Dolmabahçe 4.9.1928

Galatasaray terbiye-i bedeniye kulübü reisi ve Sivas meb’usu Necmiddin Sadık bey efendiye

Mektubunuzu aldım. Türk gençliğinin spor sahasında da gösterdiği kabiliyet ve faideli faaliyeti takdirle müşahade ve takib ediyorum.

Hakkımda ibraz buyurulan asar-ı muhabebetten mütehassis oldum. Teşekkür ederim efendim.

Reisi Cumhur
Gazi Mustafa Kemal
7  FUTBOL DÜNYASI / GALATASARAYLILAR / EN'LER VE İLK'LER : Ağustos 17, 2008, 05:58:50 ÖS


GERÇEKLERİ TARİH YAZAR,
TARİHİ DE GALATASARAY!



Avrupa'da, yarıştığı Tüm Kupaları alan
İLK ve TEK takım GALATASARAY ;



Türkiye'nin İLK futbol takımı Galatasaray- (1905)
Dünya sıralamasında İLK On' da 1.sıraya giren İLK Türk takımı.
Devlet üstün hizmet madalyası alan İLK takım
UEFA Kupası'nı hiç yenilgi almadan kazanan İLK ve TEK Türk takımı
Üç yıldızı alan İLK takım
Türkiye Süper Ligi'nin İLK Şampiyonu
Dünya Kulüpler Şampiyonası'nda Avrupa Kıtasını temsil eden İLK ve TEK Türk takımı
Şampiyonlar Ligi'nde Çeyrek Final'e çıkan İLK Türk takımı
Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası'nda Yarı Final oynayan ilk ve TEK Türk takımı

İstanbul Şampiyonluğu'nu kazanan İLK futbol takımı - (1907-1908)
Yurt dışında İLK galibiyet alan Türk futbol Takımı - (1911)
Yurt dışında Türkiye'yi temsil eden İLK futbol takımı - (1911)
Şampiyonlar Ligi'ne katılan İLK Türk takımı
Avrupa'da, UEFA Kupası'nı hiç yenilgi almadan kazanan İLK takım
Balkanlarda UEFA Kupasını kazanan İLK ve TEK takım
Uluslararası maçlarda kendi sahasında ardarda EN çok galibiyet alan TEK Türk takımı - 20 kez

UEFA kupasını kazanan İLK ve TEK Türk takımı - (1 kez)
Avrupa Şampiyonu olan İLK ve TEK Türk takımı
Süper Kupa'yı kazanan İLK ve TEK Türk takımı - (1 kez)
İnternet Sitesine sahip İLK Türk takımı
İspanyolları deplasmanda yenen İLK Türk takımı.
İspanyolları eleyen İLK Türk takımı.
Bir sezonda 2 İtalyan takımını eleyen İLK Türk takımı (Milan-Bologna)
Bir sezonda 2 İngiliz takımını eleyen İLK Türk takımı (Leeds-Arsenal)
Türkiye 1. Ligi'ni na-mağlup bitiren İLK takım (1985-86)

EN fazla aralıksız şampiyon olan takım. - 4 kez üst  üste
Yerli hocayla EN çok şampiyon olan takım. GALATASARAY - 9 kez
EN fazla şampiyonluk yaşayan futbolcular Hakan Şükür (8 Kez), Bülent Korkmaz (8 Kez)- Suat Kaya, Arif Erdem ( 7 Kez )
Bir sezonda EN fazla Avrupa Kupa maçı oynayan takım.- 18 kez (Süper kupa dahil)
Avrupa'da Şampiyonlar Ligi'ne EN fazla katılan takım GALATASARAY - 10 kez
Türkiye Spor yazarları Kupası'nı EN fazla kazanan takım
Türkiye Kupası'nı EN fazla kazanan takım -14 kez
Cumhurbaşkanlığı Kupasını EN fazla kazanan takım - 10 kez
Avrupa kupalarında 1 sezonda EN fazla puan toplayan takım. - 17 maç 34 puan
Avrupa'da, bir sezonda Avrupa kupalarında EN fazla galibiyet alan takım. - 11 kez (Süper kupa dahil)
Bir sezonda Avrupa kupalarında EN fazla gol atan takım.- 35 gol (Süper kupa dahil)
Deplasmanda aralıksız EN fazla yenilmeyen takım.- 40 kez
Bir sezonda EN fazla maç yapan takım. GALATASARAY - 59 kez (Süper kupa dahil)
Avrupa Kupaları'nda EN çok tur geçen Türk takımı. Bir sezonda EN fazla maç yapan futbolcu
HAKAN ŞÜKÜR - 54 maç 4697 dakika
Avrupa Kupalarında EN fazla maç yapan Türk takımı.
Türkiye liglerinde bir sezonda EN fazla gol atan takım. - 62-63 sezonu 105 gol
Türkiye liglerinde EN çok resmi kupa kazanan takım -56 kupa

Avrupa Kupalarındaki İLK Goller
1.GOL: Metin Oktay - 27.08.1956 (Galatasaray-Dinamo Bükreş:1-3)
100.GOL: Uğur Köken - 1.10.1969 (Galatasaray-Vatford:2-3)
200.GOL: Mirsad Seydiç- 20.10.1982 (Galatasaray - Avusturya Wien:2-4)
300.GOL: Uğur Tütüneker - 4.11.1992(Galatasaray - E.Frankfurt:1-0)
500.GOL: Tugay Kerimoğlu 5.11.1997 (Galatasaray - Sparta Prag:2-0)


Teşekkürler GALATASARAY !
Teşekkürler; Bu gurur veren tablonun yaratılmasında emeği geçen herkese..
Eminiz daha birçok EN'ler ve İLK'ler vardır.
Teşekkürler Gözden kaçırdığımız bütün EN ve İLK'ler için....
8  FUTBOL DÜNYASI / GALATASARAYLILAR / GALATASARAY LOGOSUNUN DOĞUŞU : Ağustos 17, 2008, 05:54:52 ÖS


Galatasaray' ın ilk amblemi, 333 Şevki Ege tarafından çizildi. Bu, ağzında futbol topu olan kanatları gerili bir kartaldı. "Kartal", Galatasaray'lıların üzerinde durduğu bir amblem örneğiydi. Ancak, kartal adı benimsenmeyince, Şevki Ege'nin kompozisyonu bir kenara itildi. Sonraları , GS amblemi doğdu ve benimsendi.

Suat Başar,Galatasaray ambleminin nasıl doğduğunu şöyle anlatıyor:

Yıl 1923…

O yıl biz "cinquieme" da, yani lise 1'deydik. Arkadaşlarımızdan 74 Ayetullah Emin, sıra arkadaşı Şinasi (Şahingiray), ile birlikte her hafta "Kara kedi" %90 nispetinde Ayet'in inci gibi el yazısı ile yazılmıştır. Ayet, bir taraftan mecmuasının yazılarını temize çekerken, bir yandan da sahifelerini ve bilhassa kapak vazifesi gören ilk sahifesini süslerdi. Bir defasında bu kapakta hepimiz basit fakat zarif çizilmiş bir "Gayin -Sin" gördük. Kırmızı Gayin' ın içine sarı bir "Sin" oturtulmuştu. Hendesi çizgilerle ve muayyen ölçülerle resmedilmiş olan bu şekil , kulübümüzün, yalnız kulübün değil, bütün Galatasaray ' lılığın remzi olacaktı. Ama, her şeyden evvel bu şekli kulübün kongresine teklif etmek lazımdı. Bu teklifi kim yapacaktı? Tasarladığımız arkadaş çekingendi ve kongre günü yaklaşıyordu. Nihayet o gün geldi. 1923 yılında, bir gün mektebin resim sınıfında kalabalık bir kongre toplandı. Ne ateşli, ne heyecanlı bir kongreydi o. Kimler yoktu ki? Belli ki Galatasaray yeni hamlelere hazırlanıyor, spor sahasında yeni inkılaplar yapacak, memlekette yeni çığırlar açacak. Teklifler ve kararlar birbirini kovalıyor. Şinasi arkadaşımız Ayet'den "Gayin-Sin" resmini almış, kongreye teklif edecek, ama o da çekingen, arka sıralarda oturmuş bekliyor. Nihayet Şinasi'nin yanında oturan Dr. Namık (Canko) merhum, söz alıp ortaya çıktı ve:

Arkadaşlar, genç kardeşlerimizden Şinasi Reşit, kongremize bir rozet şekli getirmiş, kulübümüzün remzi ven rozetimizin şekli olarak kabul edilmesini teklif ederim, dedi. Büyük bir resim kağıdına çizilmiş ve renklerimizle boyanmış "Gayin-Sin" i ortaya çıkardı. Teklif alkışlar arasında ittifakla kabul olundu. Ayet, yalnız eski harflerle "Gayin-Sin" çizmekle kalmamış, aynı uslupla bir de "GS" yaratmıştı. Bunların asılları Ayet'in Şinasi'nin yardım ile çıkardığı haftalık el yazısı "Kara Kedi" mecmuasındadır. "Gayın-Sin" ilk defa 1925 de kurulan Galatasaray talebe sandığının hazırladığı mektup, kağıt ve zarflarına basıldı. Yine, 1925 de kabul edilen lise kasketine ve daha sonra lise ceketlerine işlendi. Bazı imkansızlıklar, rozetin yapılmasını geciktiriyordu. Nihayet bunu da sıra gelince, şekiller o zaman eski İpek sinemasının kapısındaki dükkanlardan birinde Besim Koşalay ile birlikte tuhafiye mağazası açan Nihat Bekdik'e verildi. Bir aksilik eseri bunlar kayboldu. O zamanki İdare Heyetinin bastırdığı matbualarda ve yaptırdığı rozetlerde Ayet'in eseri biraz şekil değiştirdi. GS nin yaratıcısı Ayet Emin'i 29 Eylül 1931 de toprağa verdik. Dr. Namık ağabeyimiz 1933 yılında aramızdan ayrıldı. Allah Şinasi Şahingiray arkadaşımıza uzun ömürler versin. GS yi gördükçe, her üçünü hatırlar, ebediyete tevdi ettiklerimizi rahmetle yadederim.

Not: Maalesef, şu tatlı anıyı bize nakleden 550 Suat Başar ağabeyimiz de aramızdan ayrıldı. Nur içinde yatsın...

9  FUTBOL DÜNYASI / GALATASARAYLILAR / Galatasarayın Kuruluş Öyküsü : Ağustos 17, 2008, 05:50:31 ÖS


Galatasaray Spor Kulübü, Türk Spor Tarihi'ndeki öncü olma özelliğini hiç kuşkusuz içinden doğduğu ve gene öncü bir kurum olan Galatasaray Lisesi'nden (Mektebi Sultani) almıştır. Okul ile kulüp arasındaki koparılmaz bağ, yadsınamayacak bir gerçeklik ve övünç kaynağıdır.

Devlet adamı yetiştirmek amacıyla II. Beyazıt tarafından 1482'de kurulan mektep, adını kurulduğu bölgeden alır ve "Galata Sarayı" olarak anılmaya başlar. Okul modern konumuna 1 Eylül 1868'de Sultan Abdülaziz döneminde kavuşur. Okul' un yeniden yapılanmasıyla birlikte, Türkiye'de de gerçek anlamıyla ilk sportif çalışmalar başlamış olur ve okulda Beden Eğitimi dersi jimnastikçi 'Monsieur Curel' tarafından eğitim programına konur. Bu atılımlar gerçekten bir devrim niteliği taşımaktadırlar. Curel, modern aletler eşliğinde çalıştırdığı öğrencileri sportif açıdan geliştirirken, onlar için Kağıthane'de bir idman Bayramı düzenler. Yıl 1870'tir. Bu etkinlikte başarı gösteren sporcular değişik ödül ve madalyalar kazanır ve yarışmaların sonunda öğrencilere "kuzulu pilav" verilir. Bu da, sonraki yıllarda bir başka geleneğin başlangıcını oluşturur.

Curel'den sonra görevi devralan yabancı spor hocaları (M. Moiroux, Signor Martinetti, Stangali gibi), jimnastik ve atletizmin yanı sıra, değişik branşlara da eğilerek (yüzme, kürek, aletli jimnastik), bir ilki daha başlatmış olurlar. Bu çalışmaların ürünü çok geçmeden alınmaya başlanır ve adı Türk Spor Tarihi'ne altın harflerle yazılan Faik Üstünidman'ın yanı sıra, Binbaşı Mazhar Kazancı, Abdurrahman ve Ahmet Robenson kardeşler GSL'nde görev alıp, izcilik, tenis, hokey gibi spor dallarının öğrenciler arasında yaygınlaşmasını sağlarlar. Özellikle Üstünidman'ın ön ayak olmasıyla, öğrenciler futbolla tanışırlar. Ama oynanan futbol, bir kör dövüşünden farklı olmayan ve kural tanımayan bir koşuşturmayı andırmaktadır. Ama futbol GSL' nin Tören Kapısı'ndan adımını atmış ve tam bir salgına dönüşmüştür.

1901 yılında İstanbul'da yaşayan iki İngiliz, James Lafontaine ve Horace Armitage, Rum ve İngiliz oyunculardan oluşan Kadıköy Futbol Kulübü'nü kurmuşlar ama 1903'te takımdaki İngilizler bir anlaşmazlık sonucu ayrılarak Moda Kulübü'nü oluşturmuşlardır. 1904 yılında ise bu kulüpler, Imogen, Elpis, Strugglers takımlarıyla anlaşarak, İstanbul Futbol Birliği'ni hayata geçirmişler ve bugünkü Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadı'nın yerinde bulunan "Union Club-İttihat Spor" sahasında düzenli karşılaşmalar yapmaya başlamışlardır. Görüldüğü gibi bu takımlar yabancı ya da azınlık takımlarıdır. Türk olmayan ekiplerin gerçekleştirdikleri bu ilk futbol karşılaşmaları, GSL öğrencilerini hem ilgilendirir hem de çok üzer. Artık onların amacı, kendi futbol kulüplerini kurmak, ölesiye sevdikleri bu oyunun kurallarını "hatmetmek" ve yabancılarla boy ölçüşmektir.

Türk olmayan takımları yenmek
Galatasaray Spor Kulübü'nün kurucusu Ali Sami Yen, "Ellinci Yıl" kitabında kuruluş öyküsünü şöyle anlatır:
"1 Teşrin 1905'te mektebin beşinci sınıfında edebiyat muallimimiz merhum Mehmet Ata beyin dersi esnasında birkaç arkadaş baş başa vererek Galatasaray'da bir futbol kulübü kurmaya karar verdik. İlk müteşebbisler oyuna ve mücadeleye meyyal arkadaşlardan Asım Tevfik Sonumut, Reşat Şirvani, Cevdet Kalpakçıoğlu, Abidin Daver, Kamil...gibi gençlerdi. Mektepde tahsilde bulunan Bulgar ve Sırp talebesinden çevik ve kuvvetli olanlar da bize iltihak etmişlerdi. Asım'ı muhasebeciliğe, Cevdet'i ikinci reisliğe seçmiş, kendim de Reis olmuştum. Asım her hafta arkadaşlardan birer kuruş toplamakda mahir olduğu için kendisini muhasebeci yapmıştık. Ben Reisliği topu yağlayıp şişirmekle almıştım. Topumuza evladım gibi bakardım. Zaten varımız yoğumuz da toptu. Mektebe gelirken, domuz sokağından geçer, domuz yağı alırdım. Topu onunla yağlar, şişirirdim; yamasını yeni pabucumdan kesmiştim. Bunu gören arkadaşlar, bana hepimizden fazla paye vermişlerdi. Yani o zaman Reisliğe ve diğer vazifelere payeyi, en çok çalışan kazanırdı. Cevdet de ikinci Reisliği formaları yıkadığı için almıştı.

"Maksadımız İngilizler gibi toplu bir halde oynamak, bir renge ve bir isme malik olmak ve Türk olmayan takımları yenmek."

Kulübün adının Gloria (Zafer) ya da Audace (Cesaret) konulması yolunda görüşler ortaya atılmışsa da, sonuçta Galatasaray olmasında anlaşmaya varılmıştır. Araştırmacı Cem Atabeyoğlu, Galatasaray adının, bu takımın yaptığı ilk maçta Rum ekibini 2-0 yenerken, seyircilerin onlardan "Galata Sarayı efendileri"diye söz etmelerinden doğduğunu yazar. Bunun üzerine kurucular da ismi benimserler ve "Adımız Galata Sarayı olsun" derler.

Kurucu Listeler
1905'ten 1919'a kadar Galatasaray Spor Kulübü'ne Başkanlık yapan, mektebin 889 numaralı öğrencisi Ali Sami Yen, inci gibi elyazısıyla tuttuğu Galatasaray Terbiye-i Bedeniye Kulübü ıhsaiyet Defteri'nin (Sayım-İstatistik Defteri) 181 ve 182. sayfalarında kurucu 13 üyeyi şöyle sıralar:
1-Ali Sami Yen
2-Asım Sonumut
3-Emin Bülend Serdaroğlu
4-Celal İbrahim
5-B. Nikolof
6-Milo Bakiş
7-Pol Bakiş
8-Bekir Sıtkı Bircan
9-Tahsin Nahit
10-Reşat Şirvanizade
11-Hüseyin Hüsnü
12-Refik Cevdet Kalpakçıoğlu
13-Abidin Daver

1905'te Osmanlı İmparatorluğu'nda bir dernekler yasası bulunmadığından, Galatasaray Spor Kulübü yasal olarak tescil edilme olanağını bulamamıştır. 1912 yılında Cemiyetler Kanunu çıkarıldıktan sonra, kulüp yasal bir kimlik kazandı. Yetkili makamlara kulüplerin tüzükleriyle birlikte, kurucu üyelerin ad ve adreslerinin de bildirilmesi zorunlu tutulduğundan, istifa eden ya da eğitimlerini tamamlayarak ülkelerine dönen üyeler ilk listeden çıkarılmış ve 1 Eylül 1913'te kurucu liste yeniden düzenlenmiştir. Kurucu üyelerin yeni sıralaması şöyle gerçekleşmiştir:
1-Ali Sami Yen
2-Asım Sonumut
3-Emin Bülend Serdaroğlu
4-Celal İbrahim
5-Bekir Sıtkı Bircan
6-Reşat Şirvanizade
7-Refik Cevdet Kalpakçıoğlu
8-Abidin Daver.

Renklerin öyküsü
Galatasaray Spor Kulübü'nün ilk renkleri kırmızı-beyaz'dır. Bayrağımızın renklerinden esinlenerek seçilen bu renkler, dönemin baskıcı ve paranoyak yönetimi tarafından kuşkuyla karşılanmış ve futbolcular sıkı bir takibe alınmışlardır. Bu nedenle, sarı-siyah renkler gündeme gelmiş ama bunlar da kalıcı olmamış ve Galatasaray bugünkü renklerine kavuşmuştur. Bu renklerin öyküsünü Ali Sami Yen'den dinleyelim:

"Birçok yerleri dolaştıktan sonra, nihayet Bahçekapı'daki Şişman Yanko'nun dükkanına gidilerek orada zarif iki yünlü kumaşa tesadüf ettik. Biri, vişneye çalan koyuca tatlı bir kırmızı, öteki de, içinde turuncudan iz taşıyan tok bir sarı. Tezgahtar, mahirane bir el hareketi ile kumaşların dalgalarını birleştirdi. Bir saka kuşunun başı ile kanadının yarattığı renk güzelliğine benzer bir parlaklık hasıl oldu. Ateşin içindeki renk oyunlarını görür gibi olmuştuk. Sarı-Kırmızı alevinin takımımız üstünde parıldamasını tasavvur ediyor ve bizi derhal galibiyetten galibiyete götüreceğini tahayyül ediyorduk. Nitekim de öyle oldu." Buna karşılık kuruculardan Bekir Sıtkı, söz konusu renklerin Gül Baba'nın II.Beyazıt'a verdiği sarı ve kırmızı güllerden esinlendiğini ileri sürer.
10  FUTBOL DÜNYASI / GALATASARAYLILAR / Süper Kupa: Basın Toplantısı : Ağustos 17, 2008, 05:46:45 ÖS


Süper Kupa: Basın Toplantısı

Galatasaray’ın bugün MSV Duisburg Arena’da gerçekleştirdiği antrenmanın ardından Galatasaray teknik direktörü Michael Skibbe, futbolcumuz Hasan Şaş, Kayserispor teknik direktörü Tolunay Kafkas ve Kayserispor’un futbolcusu Aydın Toscalı’nın katıldığı bir basın toplantısı düzenledi.

Michael Skibbe yarınki maç ile ilgili olarak, “Bu karşılaşma her iki takım için de büyük önem taşıyor. Çünkü Süper Lig çok yakında başlıyor. İki takım içinde lige ne kadar hazır olduklarını görmek için bir fırsat olacak. Aynı zamanda bu kupa sezonun ilk ödülü olacak. Bunun yanında seyirciler için güzel bir maç olacaktır. Geçen sezonun şampiyon olmuş iki takımı izleme fırsatı bulacaklar” diye konuştu.

Skibbe bir soru üzerine, kadroda doğal olarak bazı değişiklikler yapacağını söyledi. Kewell’ın tekrar takımla antrenmanlara çıkmasından dolayı çok memnun olduğunu dile getiren Skibbe, “Belki şu anda 90 dakika sahada olacak gücü yok ama aramıza döndüğü için sevinçliyiz” dedi.

Hasan Şaş ise bu gibi maçları oynamanın futbolcular için çok önemli olduğunu belirterek, “İki takım futbolcuları için güzel bir atmosfer olacak. Bizim açımızdan çok önemli bir maç. Steaua Bükreş maçıyla iyi başlayamadık sezona. İyi futbol oynayamadık. Amacımız iyi futbolla birlikte bu kupayı almak. Güçlü bir takımız ve konsantre olarak bu maçı kazanmak istiyoruz” dedi.

Hasan Şaş, bir soru üzerine, takımın Steaua Bükreş maçındaki performansı ile ilgili olarak, sezon başında yaşanan sakatlıklardan dolayı bir arada çalışma fırsatı bulmadıklarını ve bu durumun maça iyi hazırlanamamalarında etken olduğunu belirtti.

Kayserispor teknik direktörü Tolunay Kafkas ise, bu maçta iddialı olduklarını söyleyerek, Kayseri’ye bir ilki yaşatmak istediklerini ifade etti.

Aydın Toscalı ise uzun zamandır hazırlık dönemi geçirdiklerini ve kendilerini çok iyi bir maçın beklediğini söyledi.
Sayfa: [1] 2 3 ... 12









l oyun-forum.net l Sony SRF-S84






Rss Sitemap -
Yasal Uyarı

Sitede bulunan linklerin tamamı kopya olup,site ve host sahibinle
ilişkili değildir. Bu dosyalar size tanıtım amaçlı sunulmaktadır ve site
bünyesinde hiçbir dosya bulunmamaktadır.Dosyaları bilgisayarınızda
24 saatten fazla tutmanız T.C. yasalarına göre suç sayılır. Dosyalar
tanıtım amaçlı olduğundan hak sahibi şahıs veya şirketin bize mail
atması halinde,isteği üzerine tüm kopya linkler kaldırılır.
Smf default tema düzenleme Di_jean
Powered by SMF 1.1.5 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks

TinyPortal v0.9.8 © Bloc


Google ve orumceklerin son ziyareti Temmuz 14, 2008, 03:33:20 ÖÖ