MİNUMUM SİSTEM GEREKSİNİMLERİWindows 2000/XP/Vista
1Ghz CPU
256MB RAM
300MB Free Hard-drive space
ATI Radeon 8500/NVIDIA GeForce 3 (GeForce4MX not supported)
Oyun kurulumu (Resimli Anlatım) : Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin
Lütfen Üye Olun (( REGISTER )) veya
Giriş Yapın (( LOGIN ))Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin
Lütfen Üye Olun (( REGISTER )) veya
Giriş Yapın (( LOGIN )) 100Mb
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin
Lütfen Üye Olun (( REGISTER )) veya
Giriş Yapın (( LOGIN )) 99Mb
Müzik eklentisi : Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin
Lütfen Üye Olun (( REGISTER )) veya
Giriş Yapın (( LOGIN )) 26Mb

OYUN HAKKINDA BİLGİ...Korku temasının her zaman eğlence türleri içerisinde kendine özel bir yeri vardır. Bu eskiden de böyleydi, şimdi de böyle. Hayaletli olduğu söylenen mekanlara yapılan gezilerden tutun da evdeki hayalet çağırma toplantılarına kadar insanlar belirli miktarda korku duymayı her zaman eğlenceli bulmuştur.
Tabi ki bu durum girişimci kimselerin gözünden kaçmamış ve onların bu işten para kazanma hevesi korku eğlencelerini daha etkili ve profesyonel organizasyonlara bırakmıştır. Evvela kitaplarda ve tiyatrolarda kullanılmaya başlanan korku teması, teknolojinin gelişimiyle paralel olarak önce film, ardından da oyun sektöründe kendine yer edinmiştir. Ardı ardına çıkan kimi kaliteli kimi kalitesiz birçok yapımın içerisinden iyileri günümüze ulaştı, diğerleri ise geçmişe gömülük yok oldu. Bakalım Penumbra’yı nasıl bulacaksınız.
Konuya gel!
Kahramanımız annesi öldükten sonra hiç görmediği rahmetli babasından bir mektup alır. Şu “Bu mektubu okuduğuna göre ben yaşamıyorum demektir.” çıkarımıyla başlayan mektuplardan. Mektupta uzak bir yerlerdeki ufak bir bankada bulunan kasa hakkında bilgi bulunmaktadır.
Kahramanımız gider bankayı ve kasayı bulur. Kasanın içerisinde bir takım belgeler ve kitaplar vardır. Belgeleri okuyamasa da babasının el yazması notlarından bir takım bilgiler öğrenir. Grönland tarafında bir mekandan korku ve pişmanlıkla bahsetmektedir babası.
Aslında babası bu belgeleri ve notları yakmasını vasiyet etmiştir kendisine ama kahramanımızın merakı bir kez kabarmıştır. Tesadüf o ki, o sıralar hayatına yeni bir anlam aramakta olan kahramanımız Grönland’a giden ilk uçağa atlar ve vahşi buzulların derinliklerine babasının izinden dalmak üzere medeni dünyayı gerisinde bırakır. Bırakır bırakmasına da gitmek istediği yere varınca kendimi nerelere attım diye başını taşlara vuracaktır da haberi yoktur.
Genel Özellikler
Oyunun genelinde ortamdaki gerilimi ve korkuyu yoğun olarak hissedebilirsiniz. Ortam ve sesler her köşeyi temkinle, iki kere düşünüp dönmenizi sağlıyor. Kısacası oyunu tamamen gergin ve diken üstünde oynuyorsunuz. Kapalı bir alana dahi girdiğinizde kendinizi tam manasıyla güvende hissedemiyorsunuz. Ki bu da yapımcı firmanın ne kadar iyi bir iş çıkardığına kanıt niteliğinde.
Benim gibi oyunu oynamadan evvel muhtelif internet sitelerinden videolarını ve ekran görüntülerini incelediyseniz ne tür bir derdin içine düştüğünüzü daha iyi anlayabilirsiniz kanımca. Ben oyunu gerilmekten isyan edip bıraktım “Kasıldım be, ne zorum var!...” diye. Oyunun girişindeki tavsiyelere uyarak ışıkları kapatarak sessiz bir ortamda oynamamın da katkısı yadsınamaz tabi bunda.
Fizik motoru gayet başarılı olmuş. Zaten oynanış da bunu vurgulamak üzere tasarlanmış. Oyunun neredeyse tamamında nesnelerle etkileşime giriyorsunuz. bir şeyi aldım da ekranın altında seçili dursun olayı yok. Taşı mı aldınız, elinizde tutuyorsunuz. Bir şeye mi atacaksınız, üzerine tıklamakla olmuyor, taşı savurup atacaksınız.
Grafiksel olarak çok muhteşem bir şeyler göremedim daha. Ama oyunun ileri bölümleriyle ilgili video görüntüleri de bana fazla bir şey vaad etmedi ne yalan söyleyeyim. Ama bence bu oyun da bir “Call of Cthulhu” gibi grafikten ziyade atmosfer ve oynanışa yoğunlaşmış bir oyun. Grafiksel olarak ciddi hatalar gözüme çarpmadı. Bunda etrafın her daim loş veya karanlık olmasının etkisi var mıdır tartışılır. Ama beni atmosfere, moda çok rahatça soktuğuna göre sakat bir durum da yok demektir (Grafiklere dikkat etmeyi akıl dahi edememişim diyemiyorum da…).
Oyunu kahramanımızın gözünden görerek oynuyoruz. Bu durum da arkamızdaki en ufak bir seste süper tırsmamıza büyük katkı sağlıyor. Karanlık ortamlarda el feneri veya ışıldaklarımızla etrafımızı aydınlatarak oradan oraya gidiyor, bir çıkış arıyor, kahramanımızı kendini içine düşürdüğü durumdan kurtarmaya çalışıyoruz.
Oyunda hiçbir şeyi öyle envanterden seç-kullan şeklinde kullanamıyoruz. Örneğin çekiç ile bir tahtaya vuracaksak çekici geriye doğru kaldırıp ileri savurarak vurmamız gerekiyor (fareyi kullanarak). Sonra bir kapıyı açacaksak fare ile tutup kendimize çekerek ya da ileri iterek açabiliyoruz, çekmeceler de o keza.
Etrafta gördüğünüz hemen her şey kullanmak üzere emrinize amade. Duvar diplerindeki variller, yerdeki tahta parçaları, vb. Önünüze çıkan engelleri aşmak için bunları nasıl kullanacağınız size kalmış.
Seslerin geneli oldukça ürpertici ve ürkütücü. İnsanın gerilmesini başarıyla sağlıyor. Karanlık tünellerde duyduğunuz bir homurtunun ne yünden geldiğini kestiremiyor, olduğunuz yere çöküp kalıyorsunuz.
Son Söz
Penumbra genele bakıldığında oldukça başarılı bir yapım. Korku- macera türünü sevenlerin oldukça zevk alacağına eminim. Hatta biraz “Survival-horror” diye geçen türe de kaydığı söylenebilir. Ben ki gerilime pek gelemem, bu oyundan oldukça zevk aldım ve yapımcıyı takdir ettim. Eğer bu türle ilgileniyorsanız kaçırmayın derim. Delaware gibi dalavereden oyunların arasında bu nimet gibi gelir.
Oyun inceleme adventuresoul.com den alıntıdır